İçeriğe geç

Tebdil-i Kıyafet: Mercedes CLA 180 CDI (C117)

Osmanlı duraklamaya girince, padişahlar sorunları çözmenin yolunu “halkın arasına karışmak”ta buldular. Halkın ne düşündüğünü öğrenmek, devlet görevlilerini kontrol etmek ya da yasakların nasıl uygulandığını görmek padişahlar için önemliydi. Bunu yaparken de tanınmamak zorundaydılar. Bu yüzen tebdil-i kıyafet ile, yani kıyafet değiştirerek halkın arasına girdiler. Kimisi asker, kimisi de din adamı kılığına gizlendi…

Mercedes CLA Serisi de, Mercedes tasarımı ve teknolojileri arkasına gizlenmiş Renault kökenli bir otomobil. Izgarasında taşıdığı yıldız ile, padişah tuğraları gibi asil bir geleneği temsil ettiğini anlatıyor, ama onlardan önemli bir farkla ayrılıyor: Bu otomobil, halkın arasına karışmak için üzerine çok kaliteli bir kıyafet giymiş… Mercedes, ürettiği coupeler arasında halkın erişebileceği en uygun fiyat etiketine sahip bu modeli için çok iyi bir elbise dikmiş. Üstelik CLS’de yaptığını yine yapmış. Çünkü bu coupe de 4 kapıya sahip.

Otomobilin B sütununa monte edilmiş künyesinde dikkat çeken siyah zemin üzerine beyaz Made in Hungary yazısı, bu Mercedes’in Almanya’dan değil, Macaristan topraklarından geldiğini söylüyor. Karşımızda Fransız genlerine ve Alman dokunuşlarına sahip ancak Macaristan’da üretilmiş bir otomobil var.

Bu kozmopolit otomobil 3 farklı karaktere sahip: Teknik altyapı Renault’dan geliyor. İç mekan Mercedes geleneklerine sadık kalınarak ama modern bir yorumla düzenlenmiş. Dış tasarım ise etkileyici çizgileri ile altyapıdaki ve iç mekandaki herşeyi “örtmüş”, “gizlemiş”, hepsinin “önüne geçmiş”.

Tasarım: Biraz Elmas, Gülle gibi Kapılar ve Çerçevesiz Camlar

Otomobile yaklaştığınızda ilk farkettiğiniz şey ortasında Mercedes yıldızını taşıyan büyük radyatör ızgarası ve bu ızgaranın elmas görünümlü deseni oluyor. Çoğunlukla otomobilin badge‘sini taşıdığı için özel önem verilen bu parça, bugüne kadar çok farklı şekillerde tasarlandı: Krom uygulamalı yatay çıtalar, dikey çizgiler, hatta petek doku… Burada ise Mercedes farklı bir deneme içerisine girdi ve parlak elmas taneleriyle dolu bir ızgara tasarlayarak farklılık yarattı. Izgaranın ortasındaki Mercedes yıldızı da 3 boyutlu görünümüyle A Serisi’nden farklı.

Otomobilin karoserindeki her çizgi, CLA’nın altyapısını, teknolojilerini ve iç mekanını paylaştığı A Serisi’ne göre bambaşka: Otomobilin çizgileri Mercedes’in deyişiyle “enerji yüklü”. Sağ ve sol yanlarından kaputu boydan boya geçen uzunlamasına iki kabartma çizgi hem dışarıdan hem de direksiyon başından bakıldığında harika görünüyor. Arka tasarım için ise özel olarak çalışıldığı belli oluyor. Bagaj kapağının sonlandığı noktadaki dışbükey kavis W205 C Serisi’nin tasarımında da tekrarlandı. Bagajın yükleme eşiği ise yüksekte kalmış. Coupe tasarımına özel olarak tavan çizgisi alçalarak arkaya doğru uzanıyor. Bu eğimli çizgiler bilinçli olarak yaratılmış, ancak estetiğe hizmet etmelerine rağmen, arka koltuklarda sınırlı baş mesafesi, küçük kalan arka camlar ve bagajda yükleme zorluğu nedeniyle otomobilin fonksiyonelliğini baltalıyorlar. Diğer taraftan tüm güzelliğine rağmen büyük arka far grubu herkesin hoşuna gitmeyebilir. Büyük farlar alışma süresine ihtiyaç duyuyor. Bunların altında ise sağda ve solda trapezoid formlu 2 egzos çıkışı bulunuyor.

Mercedes A Serisi‘nden farklı olarak, coupe görünümlü sedan karosere sahip olan ve bir üst segmente “oynayan” bu otomobil, bu yüzden bazı ilave “ödüller” ile geliyor: A Serisi’nde olmayan bu ödüllerden en önemlisi kapılar ve çerçevesiz camlar… Otomobilin kapı camları çerçevesiz. Burası, hem tasarım anlamında hem de malzeme kalitesi anlamında otomobilin “en güçlü” yeri.

Çerçevesiz camlar otomobile farklı bir hava katıyor ve çok şık görünüyor, bunun için camları indirmiş olmanıza da gerek yok. Kapıyı her açtığınızda, camlar, cam motorunun kedi mırıldanmasını andıran sesi eşliğinde “refleks” bir hareketle alçalıp, kapı kapandığında bu anlık hareketi ters yönde tekrarlıyor: Kapı kolunu çektiğiniz anda cam 0.5 cm aşağıya iniyor, kapı kilidi yerine oturduğunda da tekrar yukarı çıkıyor. Camlar kapının saçı arasından yükselirken, kutuplarda çalışan buzkıran gemisi gibi ağır ama güçlü hareket ediyor. Bu harika tasarıma ve mekanizmaya ev sahipliği yapan kapılarda her şey birinci sınıf malzeme ve işçilik ile üretilmiş: Kapılar dokunulduğunda gülle gibi ağır hissettiriyor ve çok sağlam menteşeler üzerinde boşluksuz hareket ediyor.

Bu etkileyici tasarımın arka yüzünde ise başka bazı “zayıflıklar” var. Otomobilin tasarımı görevini çok iyi yaparak tüm bunları örtüyor:

C117 kasa kodlu Mercedes CLA Serisi 2013 yılında yollara çıktığında, 4.63 m’lik uzunluğu ile o dönemin güncel Mercedes C Serisi’nden (W204’den) 5 cm daha uzun bir otomobildi, ancak W176 Mercedes A Serisi’nin altyapısını kullanıyordu, en basit ifadesiyle kompakt A Serisi’nin sedan versiyonuydu. Otomobil, A Serisi ile aynı altyapıya sahip. Bazı küçük detaylar dışında tüm iç mekan ve kullanım özellikleri de A Serisi ile aynı [Ek bilgi olarak: Bügün güncel W205 C Serisi de uzayarak 4.69 m’ye ulaşmıştır.]

Bu politika akıllara Fiat Linea’yı getiriyor. Fiat, 2007 yılında, Volkswagen Jetta, Toyota Corolla gibi otomobillerin sınıfına, yani C segmenti kompakt sedanların arasında yeni bir otomobili getirirken, B segmentinin altyapısını kullandı. Çünkü Linea, Fiat Punto’nun sedan haliydi. Üstelik otomobil piyasaya çıktığında “en uzun kompakt sedan” ünvanını almıştı (Bu unvan daha sonra Citroen C4 Sedan’a geçecekti.)

Maliyet düşürme yolunda artık daha ilerisi de var: Volkswagen, MQBModularer Querbaukasten adını verdiği tek bir platformdan hem şehir minisi, hem kompakt hatchback hem de executive sedan üretebiliyor. Tüm sınıflarda aynı platformu kullanıyor.

Her şey çok bilinmeyenli karışık bir denkleme benziyor: Bir taraftan yeni segmentler yaratılıyor, coupe sedan kırması CLA gibi… Diğer taraftan aynı şasi ile farklı segmentlerde otomobiller üretiliyor, farklı üreticiler arasında ve farklı segmentlerde ortak motor ve şanzımanlar kullanılıyor. Otomobiller çok hızlı bir şekilde “aynılaşma”ya doğru gidiyor.

CLA’nın 4.6 m’lik uzunluğuna rağmen aks mesafesi sadece 2.70 m. “Sadece” diyoruz, çünkü kendisinden 5 cm kısa olan W204 C Serisi’nin aks mesafesi 2.76 m. Bu otomobilin dış görünümüne de yansıyor ve ön tarafta “tampon tekerlek mesafesi”ne bakıldığında bir “kusur” olarak ortaya çıkıyor: Önden çekişli platformun ve enlemesine yerleştirilmiş motor / şanzımanın da etkisiyle ön aks, Mercedes C Serisi ve BMW 3 Serisi gibi “rakip”lere göre çok daha geride duruyor. Bu da, bütün estetik tasarım detaylarına rağmen dinamik görünümü bozuyor. Otomobilin bu durumu nedeniyle, ön farlar ve ön tamponun kenarlarındaki hava girişleri büyük tasarlanarak geriye doğru uzatılmış ve otomobile yandan bakıldığında farkedilen ön aksın önündeki “geniş alan” etkisi azaltılmış.

Tasarım “aşırı derecede” yuvarlak hatlı. Ön fardan başlayıp, yan camların altından geçerek arka fara kavuşan omuz çizgisi o kadar eğimli ki, otomobilin sol tarafında bulunan depo kapağını açtığınızda kapak zemine paralel değil 45 derecelik açıyla duruyor.

Unutmadan: CLA’nın çizgileri sadece estetiğe hizmet etmiyor. Otomobilin hava sürtünme katsayısını da 0,23 cw’ye düşürüyor (Sürtünme katsayısındaki her 0,1 cw azalma, yakıt tüketiminde de 1 lt / 100 km iyileşme anlamına gelmektedir.)

Mercedes CLA standart olarak 3 renk ile alınabiliyor: Kırmızı, beyaz ve siyah. Otomobil kırmızı renk ile daha çekici görünüyor. Mercedes, bu kırmızı renge “Jüpiter Kırmızısı” adını vermiş.

Geleneklerin Yaşadığı Tek Yer: İç Mekan

İç mekanda A Serisi’ne göre farklılıklar birkaç küçük ayrıntı ile sınırlı: Gösterge panelinin tüm düzeni ve enstrümanları A Serisi ile aynı ancak panel zemini düz değil. Sol tarafta yer alan hız göstergesinin ve sağ taraftaki devir saatinin kadranları tüp içerisine alınmış ve göstergelerde “derinlik” yaratılmış. Dairesel çerçeveler o kadar derin ki, yolcu koltuğunda oturanların rakamları görmesi mümkün değil.

Koltuk başlıkları ise sırtlıklar ile bütünleşik tasarlanmış. Entegre görünümlü bu spor koltuklar hem çok şık duruyor hem de destekleri ve sertliğiyle her zaman rahat hissettiriyor. Bütünleşik yapısı nedeniyle “olduğundan büyük” algılandığı için sırtlıklara enlemesine oluklar çizilmiş.

Mercedes A Serisi’nde olduğu gibi; iç mekanda Mercedes geleneklerine sadakat ile teknolojinin getirdiği fonksiyonellik birarada yaşıyor: Bunlardan ilki anahtar. Geleneksel bir kontak anahtarı gibi tasarlanmış olan üçgen şekilli bu elektronik kumanda ile motora ilk hareketi vermek için, kumandayı kontak yuvasına yerleştirmek ve saat yönünde çevirerek marşa basmak gerekiyor. Ortada bir anahtar ve kilit mekanizması yok ama Mercedes, muhafazakar davranmış ve bu kumandanın da geleneksel bir anahtar gibi çalışmasını sağlamış. Otomobilde KeylessGo sistemi de opsiyonel olarak alınabiliyor.

(Anahtarsız çalıştırma sistemlerini standart ya da opsiyonel olarak artık hemen her üretici sunuyor, ancak motora ilk hareketi vermek için her üreticinin farklı bir yöntemi var: Volkswagen Grubu, uzun zamandır kumandanın yuvasına yerleştirilip üzerine basılmasını isterken, BMW bir “Start Stop Engine” butonu kullanıyor. Geleneklere en sadık yöntemi ise Mercedes geliştirmiş.)

Çalıştırma sistemi gibi, “gelenekleri yaşatan” başka detaylar da var: Otomobilde bulunan elektromekanik park freninin kumanda tuşu, Mercedes’in uzun yıllardır kullandığı (direksiyon simidinin sol tarafında bulunan) ayak kontrollü park freni’ni serbest bırakan mandal yerine yerleştirilmiş. Eski mandal ile aynı tasarıma ve aynı çalışma sistemine sahip: Kolu çektiğinizde el freni serbest kalıyor. Park frenini aktive etmek için ise kolu üzerine basarak içeriye itmek gerekiyor.

Orta konsolun üzerindeki 3’lü hava üfleçleri yuvarlak formlu, jet motorunun çıkışını andıran bu halleri ile geçmişin coupelerine, örnek olarak R107 Mercedes SL’e gönderme yapıyorlar. Silecek süpürgeleri, süpürme alanının çapını büyütmek için, camın en üst noktasına ulaştığında bir “iniş çıkış hareketi” yapıyor. Bu ise W124 Mercedes E Serisi’nden kalan bir miras. Yine, tüm aydınlatma, sinyal ve silecek kontrolleri direksiyon simidinin sol tarafında tek bir kumanda kolu üzerinde biraraya toplanmış. Bu da Mercedes’lerin yıllardır taşıdığı bir özellik.

İç mekanda hemen her şey köklere sıkı sıkıya bağlı: Bu tür detaylar ile otomobil “ben gerçek bir Mercedes’im” diyor. Ama otomobilin altyapısı ve mekaniği aynı şeyleri söyleyemiyor…

Altyapıya geçmeden önce, otomobilin iç mekanında 2015 yılında yapılan ve araca “değer katan” bazı değişikliklerden de bahsetmek gerekiyor.

2014’den 2015’e Geçerken: Gizli Güncelleme

Mercedes CLA Serisi, 2014 model yılından 2015’e geçerken birkaç “önemli” değişiklik geçirdi. Ortada bir makyaj ya da facelift yok ve yapılan bu 3 değişiklik, W205 kasa kodlu Mercedes C Serisi’nin yollara çıkmasının CLA üzerindeki etkilerinden başka bir şey değil. Mercedes C Serisi ile gelen bazı yenilikler CLA’ya da adapte edildi ve otomobil bu iyileştirmeler ile gerçekten daha değerli hale getirildi.

1. Direksiyon simidi: 2015 model yılı ile direksiyon simidi değişti. Yeni direksiyon simidi tasarımı ve kalınlığı ile ele daha iyi oturuyor ve fark yaratıyor. Bu yeni direksiyon üzerinde yol bilgisayarını kontrol eden 12 adet tuş var. Tuş sayısı alışma gerektirmesine rağmen fonksiyonelliği artırıyor. Vites değiştirme kulakçıklarının tasarımı ve “basma” hissi de değişmiş. Eski direksiyon simidinde bu dokunmatik kulakçıklar dijital bir his bırakıyordu, şimdi ise mekanik bir his veriyor. Yeni direksiyon gerçekten mükemmel. Eskisinin ardından bu direksiyonu deneyimleyince, otomobilin sizde bıraktığı algı üzerinde “direksiyon”un ne kadar belirleyici olduğunu anlıyorsunuz.

2. Multimedya Sistemi: Mercedes yıllardır antika (!) bir sistem kullanıyordu: TFT ekranda radyo istasyonları antika radyoların frekans çubuğuna benzeyen bir animasyon ile gösteriliyordu. 2015’de bu arayüzden vazgeçildi, artık farklı ve modern bir sistem var (ama kesinlikle eski antika radyoyu arayanlar olacaktır)

3. Orta konsol, ECO modu tuşu ve SD Kart bağlantısı: 2015 yılı ile beraber, orta konsolda Start Stop sistemini aktive etmeye yarayan ECO tuşu da form değiştirdi. Artık tuş üzerinde ECO yazmıyor, bunun yerine bir Start Stop (A) işareti var. “Start Stop”un aktivasyon durumu da hız gostergesi ile devir saati arasındaki yol bilgisayarı ekranında vites konumunun sol tarafında gösteriliyor. Ayrıca, orta konsolun merkezindeki kontrol düğmesinin sol tarafına bir SD Kartı bağlantı noktası yerleştirilmiş.

Otomobilin görüş özelliklerini azaltan, bagaj yükleme eşiğini yüksekte bırakan ve baş mesafesini sınırlayan karoser çizgilerinde olduğu gibi iç mekanında da tasarım fonksiyonelliğin önüne geçiyor: İklimlendirme sisteminin kontrol paneli orta konsolun en altında konumlandırılmış. TFT ekran ve büyük hava üfleçleri tüm kontrol unsurlarını aşağıya doğru itmiş. Bu yüzden, kısa süreli de olsa yoldan gözleri ayırmak gerekiyor.

Yine de fonksiyonelliğe hizmet eden bir yığın güzel donanım var: İklimlendirme kontrolleri içerisindeki zone tuşu gibi… Bu tuş sıcaklık ayarını kolaylaştırıyor. Tuşa basıldığında, sürücü tarafının sıcaklık derecesi ile yolcu tarafının sıcaklığı eşitleniyor ve sürücü tarafının sıcaklığı değiştirilirse, sağ tarafın değeri de otomatik olarak değişiyor.

Bagaj kapağını, sürücü kapısının iç tarafına yerleştirilen bir tuş ile açmak mümkün. Orta konsolun geriye uzanıp bittiği ve şaft tünelinin açığa çıktığı noktaya 12 voltluk bir soket yerleştirilmiş. Arka koltuk sırtlığının tam ortasında ise gizlenmiş bir kol dayama var. Öne doğru çekilip açıldığında, bu kol dayamanın ön ucunda da yine gizlenmiş olarak 2 bardaklık olduğu farkediliyor. Bardaklıkların az yer kaplaması için tasarlanan mekanizma gerçekten çok akıllıca.

Otomobilde ayrıca 2 adet USB girişi bulunuyor. Bu girişler de kol dayamanın altına bulunan saklama alanının içerisine yerleştirilmiş.

Motor ve Şanzıman: Bekleme Süresi

Çok başarılı şekilde “kıyafet değiştirmiş” olmasından başka, CLA’yı iyi tanımlayabilecek ikinci bir ifade de ancak “bekleme süresi” olabilir. Çünkü, bu otomobilde yaptığınız hemen her şey bir bekleme süresi gerektiriyor: Kokpite geçip kapıyı kapattığınızda, çerçevesiz camlar bir beklemenin ardından yerine oturuyor. Ayağınızı fren pedalından kaldırdığınızda, 7G-DCT otomatik şanzıman hareket edip etmemek arasında kararsızlık gösteriyor. Gaz pedalına yüklenince Borg Warner turbolu 1.5 litrelik OM 607 dizel motor, turbo boşluğu nedeniyle, bir bekleme süresinden sonra cevap veriyor. Hızlanmak için gaz pedalına yüklendiğinizde, tasarruf odaklı ayarlara sahip otomatik şanzıman da vites küçültmüyor, üst viteste direniyor, bu da başka bir beklemeye neden oluyor.

Renault’un 1.5 litrelik baz dizel motoru (Renault’daki ismiyle K9K / Mercedes’deki ismiyle OM 607) Borg Warner üretimi değişken geometrili turbo sayesinde 109 HP üretiyor. Egzos manifoldu ve turbo, enlemesine konumlandırılmış motorun arka tarafına yerleştirilmiş.

Motor, hacminin tersine asla zayıf hissettirmiyor, ancak 1.500 devirin altına düşüldüğünde, sürücüyü bir turbo boşluğu esir alıyor. Bu da 6. ve 7. viteslerde yapılan sürüşler sırasında hızanmak için gaza basıldığında bir bekleme süresine neden oluyor. Hızlanmalarda ve yokuşlarda gaza basıldığında turbo boşluğu nedeniyle yaşanan bu “bekleme süresi”ni yenmek ve daha seri hareket etmek için ise, şanzımana manuel olarak müdahale etmek ve direksiyon simidinin sol tarafında bulunan kulakçığa asılmak gerekiyor.

Otomobilde kullanılan 7G-DCT şanzıman, direksiyon simidinin sağ tarafındaki Drive Select isimli kumanda kolu ile kontrol ediliyor. Vites kolunu buraya taşımaya imkan veren şey, Mercedes’in tüm aydınlatma ve silecek kontrollerini direksiyonun sol tarafında tek bir kol üzerinde toplamış olması. Vites kolunun burada olması ise aynı zamanda orta konsolda büyük bir alanın boş kalmasını sağlıyor. Bu boşluk kapaklı bir saklama alanı haline getirilmiş.

Bu şanzıman bazı “zorunluluklar” sonucu ortaya çıkan bir vites kutusu: Motorun önde enlemesine konumlandırıldığı önden çekişli bu platformda şanzıman için sınırlı bir alan kalıyor ve bu yüzden Mercedes’in C, E ve S Serilerinde kullandığı tork konvertörlü 7G Tronic şanzımanını CLA’da (ve A Serisi’nde) kullanma imkanı yok. Alanın sınırlı olması nedeniyle, 7G-DCT sadece 37 cm uzunluğunda üretilmiş, ağırlığı da 86 kg. Şanzımanda birincisi mekanik, ikincisi ise elektrikli olan 2 adet yağ pompası bulunuyor. Start Stop fonksiyonu aktive edildiğinde, elektrikli pompa motorun çalışmadığı durumlarda yağ basıncını devam ettiriyor.

(Günümüzde bir taraftan motor ve şanzıman teknolojileri çok ileri noktalara gelirken, diğer taraftan maliyet sınırlamaları ve estetik kaygılar otomobillerde bazı “ilginç” uygulamalara neden oluyor. Bu, Mercedes’e ve kompakt sınıf otomobillere özgü bir durum da değil. Çok yüksek fiyatlar talep edilen niş otomobillerde dahi benzer uygulamalar yapılıyor: Porsche 911 gibi… Porsche, 2012 yılında üretimi biten 997 kasa kodlu 5. kuşak 911’de Japon Aisin firması üretimi 6 ileri bir manuel şanzıman kullanıyordu. 2012’de yollara çıkan 991 kodlu (güncel 6. kuşak) 911’de daha kısa tasarlanan arka bölüme Aisin şanzımanı sığmayınca, Porsche zorunlu olarak ZF’nin çift kavramalı 7 ileri PDK şanzımanını kullandı ve bu otomatik şanzımanı manuelleştirdi. Böylece ortaya ekonomiye de hizmet eden ama kullanımı ve alışması zor 7 ileri manuel şanzımanlı bir spor otomobil çıktı.)

Bu yüzden eleştiriyi sadece Mercedes’e değil, otomotivdeki genel trend’e yöneltmek gerekiyor.

Şanzıman, özellikle Economy modunda, vites küçültme gereken durumlarda, üst viteste kalmak için direniyor ve geç değişim yapıyor. Şanzımana manuel olarak müdahale etmek istiyorsunuz. Economy ya da Sport modunda iken, direksiyon simidinin arkasındaki kulakçıklara dokunulduğunda şanzıman Manuel moda geçiyor, ancak manuel mod da kontrolü tamamen sürücüye bırakmıyor. Sürücü yol durumuna göre uygun vitese geçmez ise şanzıman kendisini tekrar otomatik moda alıp vites değişimini gerçekleştiriyor.

7G-DCT’nin 7. vitesi çok uzun oranlı ayarlanmış, otomobil 1.500 devir gibi dizel bir makine için bile düşük olan bir devir düzeyinde 90 km/h yapıyor. Yine uzun oran sayesinde, yüksek hızlarda sessiz ve gürültüsüz yolculuk yapmak mümkün. CLA, 180 km/h’ye ulaştığında devir saati 3.000’i gösteriyor. Yüksek hızlarda sessiz ve ekonomik sürüşler yapmak mümkün. Bu sayede, hızlı otoyol sürüşlerinde bile otomobilin tüketimi 6.1 litre / 100 km’yi geçmiyor.

——– ek bilgi ——–

vites ayarlarını ve hızlarını da ek bir bilgi olarak burada veriyorum.

7.vites: 1.500 devirde 90 km/h, 2.000 devirde 120 km/h, 2.500 devirde 150 km/h

6. vites: 1.500 devirde 80 km/h, 2.000 devirde 100 km/h, 2.500 devirde 120 km/h

5. vites: 1.500 devirde 80 km/h, 2.000 devirde 95 km/h, 2.500 devirde 110 km/h

——– ek bilgi sonu ——–

“Yüksek hızlar” demişken: Önden çekişli platformuna ve taşıdığı Renault genlerine rağmen CLA da, uzun otoyol sürüşlerinde gerçek bir Mercedes gibi hissettiriyor ve arkadan itişli abilerine benzer davranışlar gösteriyor. Mercedes’i diğer birçok üreticinden ayıran en önemli özelliği olan düz gidiş bu otomobilde de çok iyi: CLA otoyola çıkıyor ve km’leri yutuyor, tam bir cruiser gibi gidiyor. Ancak virajlı yollar başladığında, CLA’nın şasisinin zayıflıkları da başlıyor, burada otomobilin sürüş özellikleri C Serisi’nin çok gerisinde kalıyor ve güven ver(e)miyor.

CLA’da opsiyonel olarak Direct Steer adı verilen bir direksiyon sistemi de alınabiliyor. Direksiyon simidi açısına bağlı olarak değişken aktarım ve hıza bağlı direksiyon gücü takviyesi sağlayan bu sistem de BMW’nin aktif direksiyon sistemi gibi çalışıyor.

Tasarruf Asistanı: ECO Gösterge

Otomobilin 1.5 litrelik dizel motoru ve şanzımanın uzun oranlı ayarları ortaya bir tasarruf otomobili çıkarmış (?) Tam da öyle değil… Normal kullanımda otomobil gerçekten tasarruflu ve ortalama 6 litre / 100 km tüketime sahip. Ancak, erken hüküm vermeden önce otomobilin sınırlarını zorlamak ve bir tasarruf sürüşünde ne kadar az tükettiğini görmek gerekiyor:

Bu tasarruflu sürüşlerde, otomobil ECO Gösterge ile sürücüye yardımcı oluyor. Hız göstergesi ve devir saati arasında kalan renkli yol bilgisayarı ekranından takip edilebilen bu menü, sürücünün otomobili ne kadar tasarruflu kullandığını ölçerek 3 başlık altında yüzde cinsinden grafiklerle bilgilendirme yapıyor: Hızlanma, Dengeli Sürüş ve Gazsız Sürüş. Bu 3 grafik sırasıyla sakin hızlanmaları, aynı sabit hız düzeyini koruyarak yapılan stabil sürüşleri ve yol şartları imkan verdiği ölçüde gaz pedalından ayak çekili halde yapılan sürüşleri ölçerek, yüzdesel olarak tasarruf kapasitesinin ne kadar kullanıldığını sürücüye veriyor. Bu 3 hareketi olabildiği kadar fazla yapabilmek, yani aracı ileriyi görerek kullanmak tüketimi minimuma çekiyor.

Gece yolun en boş olduğu saat dilimini seçerek, CLA’nın Bursa’dan İzmit’e kadar ne kadar az tüketebileceğini görmeye çalıştım: Otomobili stabil kullandığım, gaza az ve sabit bastığım yolculukta Eco Gösterge %100 kapasite kullanımına ulaştı ancak 91 km/h ortalama hız ile yapılan 118 km’lik yolculukta 1.475 kg ağırlığındaki otomobilin tüketimi 4.7 litre / 100 km’nin altına düşmedi (Otomobilin fabrika verisi ise 3.8 litre / 100 km)

Aynı güzergahta, aynı sürüş tarzı ile ve birkaç trafik lambasına takılarak, BMW 116d EfficientDynamics ise 3.9 litre / 100 km tüketmişti.

Otomobilin tüketimi 4.7 – 6.2 litre / 100 km arasında değişiyor. Yani zorlayarak ekonomik kullanmak yerine hızlı sürüşler yapmak, tüketimde 1.5 litre / 100 km’lik çok sınırlı bir sapmaya neden oluyor.

Motor ve şanzıman hakkında daha detaylı bilgi için buradan devam edebilirsiniz.

Güvenlik

Küçük bir kağıt parçası neler yapabilir? Otomobilin depo kapağı içerisinde ve B sütununa yapıştırılmış 2 adet QR kodu bulunuyor. Mercedes’in getirdiği en önemli yenilik bu QR kodlu Acil Yardım Kartı. Kaza anında, kurtarma ekipleri, otomobil üzerinde bulunan bu kodları akıllı telefonlarına okutarak otomobilin özellikleri ve durumu ile ilgili tüm bilgilere ulaşmış oluyorlar. Bu sayede araç içerisinde kalmış olanlar çıkarmak için karoseri kesmek gerektiğinde kesimi zor olan bölgeler, karoser içerisinde kabloların geçtiği noktalar, akünün ve yakıt deposunun yeri gibi kritik bilgiler kurtarma ekiplerinin önüne geliyor, müdahale hızı artıyor.

(QR kodlarının depo kapağına ve B sütununa yerleştirilmesi de bu yüzden. Bu 2 bölge, dışarıdan görülmesi daha kolay olan ve kaza sırasında nisbeten daha az hasar alma riski olan bölgeler. QR kodu Kasım 2013’den bu yana tüm Mercedes modellerinde standart olarak bulunuyor. Daha eski model Mercedes kullanıcıları da [1990 model yılına kadar] bu kodları araçlarına ücretsiz olarak taktırabiliyor)

Standart olarak 7 hava yastığı ile gelen otomobilde daha “gizli” 8. bir hava yastığı daha var, ancak bu yayalar için. Aktif Motor Kaputu isimli bu donanım şöyle çalışıyor: 25-55 km / h arasında meydana gelen çarpmalarda yayaları korumak için motor kaputunun menteşeleri kaputu 6 cm yukarıya kaldırarak yaralanmaları azaltıyor. Bunun için piroteknik malzemelerle çalışan bir sistem kullanılmış (kaza anında otomobilin hava yastıklarını şişiren kimyasallar burada da kaputu kaldırmak için kullanılıyor)

Otomobilde lastik basınçları yol bilgisayarı ekranında 4 lastik için kPa cinsinden ayrı ayrı görüntülenebiliyor. Lastik basınçları arasında bir dengesizlik oluştuğunda, aynı anda her bir lastiğin durumunu gösteren basınç göstergesi yol bilgisayarı ekranını işgal ederek uyarı veriyor.

Otomobil hem ön hem de arka park sensörleri ile geliyor. Park sensörü orta konsol üzerinde bulunan bir tuş ile deaktive edilebiliyor. Önden yaklaşmalar için orta konsolun üzerinde, arka taraf için ise tavanın arka cam ile buluştuğu yerde bulunan “dereceli uyarı ışıkları” ile sensörleri çalışmasını hem görsel hem de işitsel olarak takip etmek mümkün. Engele olan mesafe azaldıkça ışığın rengi sarıdan kırmızıya dönüyor ve bir ikaz sesi duyuluyor. Geri görüş kamerası, araç geri vitese alındığında otomatik olarak çalışmaya başlıyor ve genişletilmiş 180 derece geniş açı ile kullanılabilme imkanı da var.

Lastikler

Otomobil 18 inch 5 kollu ve yıldız tasarımlı jantlar üzerine takılı 225 / 40 R 18 92W ölçüsündeki Bridgestone Potenza RE050 RFT lastikler ile geliyor. Tornalanmış ve parlak görünümlü bu AMG jantları üzerindeki lastikler run on flat (patlasa da gidebilen) özelliğe sahip. Potenza RE050 sert karakterli bir lastik. Bu durum run on flat lastiğin güçlendirilmiş ve dar yanakları ve 18 inch jantlar ile birleşince ortaya çok sert bir otomobil çıkarıyor.

Diğer taraftan run on flat lastik kullanımı nedeniyle otomobilde stepne yok. Bagaj zemini altında stepne muhafazası için oluşturulan alan boş kalmış, ve bu sayede bagajda 2. bir saklama alanı oluşmuş.

Yazının sonuna gelince;

Mercedes CLA Serisi, tasarım öncelikli olarak ve estetik kaygılarla yaratılan 4 kapılı bir coupe, fonksiyonellik ise şıklıktan sonra geliyor. Mercedes, D segmenti’nde konumlandırdığı CLA’da, bu harika çizgileri hayata geçirirken C segmenti’ne ait bir platformu kullandı. Üstelik bu platformun ve otomobildeki baz motorun kökleri de Mercedes’in kendisine değil, Renault’a dayanıyor. Üzerindeki her form ve çizgi insanın duygularına hitap ediyor ancak otomobilin kullanışlılığını azaltıyor. Mercedes C Serisi ile önden çekişli CLA arasında ise teknik olarak “dağlar” var, denk fiyatlı bu 2 otomobili bu anlamda karşılaştırmak mümkün bile değil, ancak CLA çizgileriyle görsel olarak öne geçmeyi gerçekten başarıyor.

Külkedisi ya da batılıların kullandığı ismi ile Cinderella masalını herkes bilir: Bir iyilik perisi önce kıza güzel elbiseler giydirir, sonra da kızı saraya götürmesi için balkabağını at arabasına dönüştürür. Renault Fluence’nin Mercedes CLA’ya dönüşümü de bu masaldan farklı değil. Ama bu kez, peri masalının saat 12’yi geçtikten sonra devam etmemesi için hiç bir neden yok…

Galeri: 2014 Mercedes CLA

 

Galeri: 2015 Mercedes CLA