İçeriğe geç

Kuzey İstilası: Volvo XC60 D4 (Y413)

İsveç bizim evimiz: Dağlar, uçsuz bucaksız ormanlar, aşılması gereken mesafeler, güneş, yağmur, karanlık, kar ve hatta buz… Tüm bunlar otomobillerimizi geliştirirken bizi hem zorluyor ama hem de ilham veriyor. Biz gücümüzü İsveç’in kendisinden alıyoruz.” Volvo, otomobillerini bu sözler ile anlatıyor. Bu etkileyici cümleler aslında sadece bir pazarlama kampanyasının parçası değil, çünkü Volvo sözcüğünü duyan hemen herkeste benzer hisler uyanıyor. İsveç çeliğinin hayat bulduğu Volvo XC60 da aynı duyguları yaşatıyor. XC60’ı asıl anlamlı yapan ise, kaputu altında bulunan ve D4 versiyon ile gelen yeni 2.0 litrelik dizel motor. Çünkü bu motor Volvo’da bir şeylerin değişmeye başladığının ilk işareti…

Kuzey’den gelen saldırıların Kıta Avrupası’ndaki dengelerin değişmesinde her zaman önemli bir rolü olmuştur: M.S. 395’de kuzeyden gelen akınlar önce Roma İmparatorluğu’nu ikiye böldü, yüz yıl sonra da Batı Roma’yı yıktı. Kuzeydeki İngilizler, Fransızlar ile “100 yıl” savaştı. Ruslar defalarca sıcak denizlere (!) inmek için Osmanlı üzerinde baskı kurdu. Adolf Hitler, macerasına güneydeki Avusturya’yı ilhak ederek başladı… Kuzey ve Güney hep karşı karşıya geldi. Bu kez tehdit yine kuzeyden: Dizel motorların hakimi Kıta Avrupası’na bugüne kadar verilmiş en sağlam cevap Uzakdoğu’dan ya da okyanus ötesinden değil İsveç’ten geldi.

“En iyi dizel motoru kim üretiyor?” sorusuna herkesin farklı bir cevabı olacaktır. Duygusal nedenlerle ya da objektif olarak burada herkesin söyleyeceği bir şey var. Herkesin birleşebileceği ortak nokta ise burada hakimiyetin Almanlar’ın ve Fransız’ların elinde olduğudur (ya da olduğu idi): Mercedes’in dizel motorlar ile hukuku neredeyse 100 yıllık bir geçmişe dayanıyor, Audi dizel bir motorla Le Mans’a girme cesaretini gösterdi ve kazandı, PSA modern Common Rail motorların gelişiminde büyük emek sahibi ve artık uzman konumunda, verimlilik ve performans çıtasını ise BMW belirliyor; dahası başımızı çevirdiğimiz her yönde, farklı markaların kaputu altında olsa da, mutlaka PSA, Renault ya da Volkswagen motoru taşıyan dizel bir otomobil var.

Bütün bunlar değişiyor olabilir. Almanlar’ın ve Fransız’ların buradaki üstünlüğü geçmişte kalıyor olabilir. Volvo’nun D4 ismi ile sunduğu D4204T5 kodlu motor dengeleri değiştirecek kapasiteye sahip bir makine.

Karoser ve İç Mekan: Daha Kaliteli Daha Estetik Daha Yüksek bir Ford Mondeo

Volvo XC60, üzerinde geliştirildiği S60 gibi Ford’un grup içerisindeki bir çok modelde kullandığı ve EUCD adını verdiği altyapıya sahip; bu nedenle de Volvo S60 ile beraber Ford Mondeo, Land Rover Freelander, Range Rover Evoque gibi araçlar ile genetik bağları bulunuyor.

Volvo’nun SUV’unun platformu yanında tüm iç mekan özellikleri ve donanımları da aynı tesiste üretildiği Volvo S60 ile ortak özellikler taşıyor: Bu 2 aracın da sağ arka kapısını açtığınızda, B sütununa dikey olarak monte edilmiş etiket üzerinde “Made in Belgium” yazısını görüyorsunuz. Volvo’nun C ve D segmentindeki araçları Belçika’nın Ghent kentinde üretiliyor.

Belçika’da üretilen (daha doğrusu montajlanan) otomobilin karoser parçaları İsveç çeliği imajını bozmayacak şekilde İsveç’ten Olofström’daki tesisten geliyor: Karoser üzerindeki tüm metal panellerin iç yüzüne parça numarası ile beraber “Volvo BSNRA Sweden” yazısı preslenmiş (BSNRA: Olofström’da bulunan Volvo Car Body Components tesisi). Metal yüzeyler dışında, örnek olarak, aracın ön ve yan camları Almanya’da üretilmiş, ancak SUV karoserin C ve D sütunları arasında kalan arka yan camları İsveç üretimi. XC60, altyapısı Alman, çizgileri ve metal yüzeyleri İsveçli, şanzımanı Japon, lastikleri Polonyalı… ve bu hali ile evrensel ve çok kültürlü bir otomobil haline gelmiş. Otomotivde yeni dönem böyle işliyor.

XC60 ile S60’ın uzunlukları ve aks mesafeleri eşit. 1.71 m yüksekliğindeki XC60, S60’dan 23 cm daha yüksek bir araç ve asıl fark burada ortaya çıkıyor. Otomobilin arka iz açıklığı da S60 ile aynı (1.57 m), ön iz açıklığı ise 4.5 cm artırılmış (1.63 m). XC60 daha yüksek bir karosere sahip olduğundan tasarım öğeleri de bu yüksek form dikkat alınarak değiştirilmiş. Örnek olarak, S60’ın tamponuna yatay olarak yerleştirilen ince gündüz farları, daha yüksek olan XC60’ın tamponuna dikey olarak yerleştirilmiş. Kullanıcının, büyük ve yüksekte kalan bagaj kapağı ile mücadele etmesini önlemek için de XC60’ın bagaj kapağı elektrikli bir mekanizma ile donatılmış. Bagajı, kapağın iç tarafında bulunan bir tuşa basarak kapatmak mümkün. Bagaja ilave olarak 100 kg’lık tavan yükleme kapasitesi ve 1.600 kg’lik römork çekme kapasitesi otomobili daha da kullanışlı hale getiriyor.

İç mekanda ise, arkası boş slim design isimli ince panelden oluşan orta konsol, sert ve köşeli hatlara sahip kokpit, orta konsol üzerine yerleştirilen ekrandan takip edilen Sensus Infotainment sistemi, bu sisteme dahil edilmiş ekolojik sürüş kılavuzunu da içeren DRIVe menüsü, kapı içlerinin tasarımı ve kumanda tuşlarının yerleşimi, elektrikli olarak ayarlanabilen mükemmel koltuklar, direksiyon simidi, spatula formlu sinyal ve silecek kumandaları, analog Kombine Gösterge Tablosu,… her donanım S60 ile ortak. Ancak XC60, Advance donanım paketli hali ile otomobili değerli kılan 3 önemli artı özellik ile geliyor: Bunlardan birincisi viraj içerisini ve dönüş yönünü takip ederek aydınlatan aktif viraj lambalarına da sahip xenon farlar, ikincisi analog göstergenin yerini alan TFT ekrandan oluşan dijital Kombine Gösterge Tablosu, üçüncüsü ise Sensus Infotainment sisteminin standart 5 inch ekranı yerine gelen 7 inch büyük ekran.

(XC60, zengin bir standart donanım ile geliyor, ancak otomobil Advance seviyesi ile beraber kullanımı daha keyifli hale getiren özelliklere kavuşuyor. Otomobilde 3 donanım seviyesi bulunuyor: Premium, Advance ve R-Design. Volvo markası ile özdeşleşmiş olan güvenlik özelliklerinin hemen tamamı standart olarak bulunuyor. City Safety donanımı, boyun koruma sistemi WHIPS (Whiplash Protection System), yan perde hava yastıkları IC (Inflatable Curtain) ve devrilme koruma sistemi ROPS (Roll Over Protection Sytem) de bunlara dahil. Gündüz farları ve 17 inch alaşım jantlar da standart olarak geliyor. Premium seviyesi ile beraber bunlara elektrikli konfor donanımları ekleniyor: Elektrikli hafızalı koltuklar, otomatik katlanan dış dikiz aynaları, park sensörü ve USB bağlantısı sunuluyor. Advance ise XC60’ı yukarıda bahsettiğimiz 3 önemli donanım ile “tam” haline getiriyor: Aktif viraj lambaları, xenon farlar, TFT gösterge paneli ve 7 inch ekran. R-Design ise Volvo’nun jargonunda, bir donanım paketi olarak BMW için M, Mercedes için AMG, Audi için S-Line ne demekse aynı anlama sahip.)

Volvo, Kombine Gösterge Tablosu adını verdiği gösterge paneli ile “estetiğin ve fonksiyonelliğin nasıl bir araya getirileceği” konusunda ders veriyor:

Advance donanım seviyesi ile gelen dijital TFT ekranlı kombine gösterge tablosu da, standart olarak sunulan analog göstergeler ile aynı forma sahip, ancak burada fiziki bir enstrüman yok ve her şey yeşil tonlu bir fonun önünde animasyon olarak gerçekleşiyor: Ortada merkezi büyük hız göstergesi, bunun sağında yarım daire tasarımlı devir saati ve şanzıman konumunu gösteren grafik var; hız göstergesinin solunda ise ECO gösterge ile tasarruf potansiyeli ve en solda da yakıt seviyesi gösteriliyor. Hız göstergesinin sağında ve solunda kalan tüm enstrümanlar simetrik olarak yerleştirilmiş.

Analog gösterge tablosunda, yol bilgisayarı verileri Mercedes’in sedanlarında olduğu gibi ortada konumlandırılmış büyük hız göstergesinin merkezine yerleştirilen ekranda gösteriliyor. Dijital gösterge tablosunda ise yol bilgisayarı verileri 3 parçaya bölünerek ana göstergelerin altında kalan boşluklara paylaştırılmış, ve bu dağınık verileri de aynı anda görüntülemek mümkün değil. Örnek olarak, Eco Gösterge altında ortalama tüketim takip edilirken bu sırada hız göstergesinin altında Trip 1 katedilen mesafe, devir saati altında da ortalama hız görüntüleniyor. İkinci opsiyon seçildiğinde ise bunların yerini sırasıyla anlık tüketim, Trip 2 katedilen mesafe ve menzil (kalan yakıt ile katedilebilecek mesafe) alıyor. Ancak işte biraz da bu yüzden, TFT panel teknolojik ve estetik görünse de analog panel daha kullanışlı. Evet, dijital panel pahalı bir opsiyon, daha etkileyici görünüyor ve özellikle gece yolculuklarını keyifli hale getiriyor, ancak analog panelin fonksiyonelliği daha yüksek.

Motor ve Şanzıman: Kuzeyden Gelen Tehdit

Her ne kadar XC60 D4’ün şasisi ve iç mekanı Volvo’nun Ford ile beraber geçirdiği 10 yıllık dönemin izlerini taşısa da, otomobilde görev yapan motor ve şanzıman ikilisi de Ford’dan o kadar bağımsız ve özgün. 2014 yılından itibaren D4 versiyonlar ile gelen bu 2.0 litrelik 4 silindirli yeni dizel motor, Volvo’nun daha önceden kullandığı 5 silindirli 2.0 litrelik dizeller ile arasına ciddi bir mesafe koyan, güç ve verimlilik konusunda ise sınırları zorlayan özelliklere sahip bir makine. İşte XC60 D4’ü asıl değerli ve özel yapan yer de burası, yani 2.0 litrelik dizel motoru ve motorun gücünü yola aktaran 8 ileri otomatik şanzımanı.

Sol ön far hizasına denk gelen kilidi serbest bırakınca ince ve hafif kaput kendiliğinden açılıyor. Enlemesine yerleştirilmiş motorun üzeri aşırı yumuşak malzemeden üretilmiş plastik bir kapak ile kapatılmış, daha doğrusu kaplanmış: Çünkü yalıtım, koruma ve estetik amaçlı bu sünger kapağı çıkarınca kapağın içte kalan alt yüzünün, kalıba dökülmüş gibi motor bloğu üzerindeki bağlantı noktası, kelepçe, boru, kablo gibi tüm ekipmanlara uygun tasarlandığını ve bunların üzerine hiç boşluk bırakmayacak şekilde tam oturduğunu farkediyorsunuz.

Böyle çok az öneme sahip bir noktada bile ince işçilik var. “Birileri” motor üzerinde gerçekten emek vermiş ve ciddi zaman harcamış. Bu sadece kaput altındaki parçaların tasarımı ve işçiliğine gösterilen özen kaynaklı bir önyargı değil: Hem teknik veriler, hem de direksiyon başında motorun yaşattığı deneyim bu ilk izlenimi doğruluyor.

Kaput altında “derli toplu” bir manzara var. Enlemesine uzanan motorun sağında kalan otomatik şanzımanın üzerindeki boş alana hava filtresi, silecek sıvısı kabı, akü ve sigorta kutusu yerleştirilmiş. Burada bulunan akü, araçtaki tek akü değil. XC60’da ikinci bir akü daha var, bu ikinci akü özel olarak Start Stop fonksiyonu için enerji depoluyor. Bu ikinci destek aküsü de motorun sol tarafına yerleştirilmiş. Genleşme kabı ve direksiyon hidroliği deposu da motorun sol tarafında.

——– ön bilgi ——–

Volvo, 2008’den bu yana XC60 ve S60 kaputu altında 2.0 ve 2.4 litrelik çok sayıda dizel motor denedi:

2008’de D5 ile gelen 185 HP’lik 2.4 litre D5244T4

2010’da D5 ile gelen 205 HP’lik 2.4 litre D5244T10, D3 ile gelen 163 HP’lik 2.4 litre D5244T16

2011’de D3 ile gelen 163 HP’lik 2.0 litre D5204T2

2012’de D3 ile gelen 163 HP’lik 2.4 litre D5244T17, D4 ile gelen 163 HP’lik 2.0 litre D5204T3, D5 ile gelen 215 HP’lik 2.4 litre D5244T11 ve D5244T15

2013’de D3 ile gelen 136 HP’lik 2.0 litre D5204T7, D4 ile gelen 163 HP’lik 2.4 litre D5244T17

2014’de D4 ile gelen 2.4 litre 181 HP’lik D5244T12

——– ön bilgi sonu ——–

Volvo’nun D4204T5 kodunu verdiği sıralı 4 silindirli ve 2.0 litre hacmindeki Common Rail dizel motor sıralı çift turbo besleme ile 181 HP güç ve 400 Nm tork üretiyor. Burada geçen güç ve tork rakamları, aynı motor hacmindeki Alman’ların güç çıkışlarından çok üstün değil, zaten motorun asıl fark yarattığı nokta sadece güç çıkışı değil, bu gücün maliyeti. Motor asıl sürprizi burada yapıyor:

XC60 1854 kg ağırlığında. Bu “dev” kütle, D4204T5 motor ile hiçbir zorlanma belirtisi olmadan hareket ediyor, 100 km’ye 8.5 saniyede ulaşıyor. Tüketim ve emisyon değerleri ise daha da şaşırtıcı. Gerçek yol şartlarında XC60 D4’ün tüketimi 6 litre / 100 km, tasarruflu sürüşte yani gaza biraz dikkatli basıldığında ise bu SUV 4.8 litre / 100 km tüketiyor, Co2 emisyonu ise 124 gr / km.

Bu tüketim ve emisyon rakamları 1.5 – 1.6 litrelik modern bir kompakt hatchback dizelin tüketimine denk değerler. D4204T5, bu tasarrufu 1.9 ton ağırlığındaki ve aerodinamik olarak çok da başarılı olmayan SUV karoseri altında gerçekleştiriyor ve çok iyi performans rakamlarına imza atıyor (Önden çekişli versiyon. AWD versiyonun rakamları biraz daha yüksek)

Rakamlara şahit olunca, insan “bu motor S60 karoseri altında neler yapıyor?” diye merak ediyor: Volvo S60’ın 1.635 kg ağırlığındaki daha medeni şasisi ile beraber D4204T5 motor 0-100’ü 7.4 saniyede tamamlıyor ve 230 km/h hıza ulaşıyor. Tüketimi ise 4.3 litre / 100 km’ye düşerken, Co2 emisyonu da 107 gr / km olarak gerçekleşiyor (Avrupa’da satılan modellerde 99 gr / km. Bu da otomobili vergisiz hale getiriyor)

Artık verimlilik / performans ekseninde BMW yalnız değil: BMW’nin 2.0 litrelik dizellerine (N47D20) ilk gerçek rakip Volvo’dan geldi. Motor sadece güçlü değil, gerçekten çok tasarruflu ve çevre dostu. Üstelik BMW’nin N kodlu dizellerinden daha sessiz çalışıyor. Ancak motor ne kadar mükemmel olsa da bir şeyler “eksik” kalıyor. Çünkü, D4204T5 motor tek başına yetemiyor; çünkü Volvo’nun elinde, BMW’nin dengeli şasisi ve direksiyon sistemi yok.

İnce bir işçiliğin ürünü olan bu verimli ve hassas motorun bakım maliyetleri ise nisbeten yüksek. Çünkü yüksek teknoloji ürünü D4204T5 motor, Volvo’nun T5 modellerinde kullandığı yüksek verimli turbo benzinliler gibi 0w-20 viskozitesinde motor yağına ihtiyaç duyuyor. Bu aşırı ince sentetik yağın litre fiyatı ise yüksek ve temin edilebileceği yerler de sınırlı.

Aslında T5 modellerinde eski 5 silindirli 2.5 litrelik (B5254T12 kodlu) motorların yerine sunulmaya başlanan yeni 2.0 litre 4 silindirli motor da (B4204T11), dizel D4204T5 ile aynı blok üzerinde geliştirilmiş. Bu 2 benzinli ve dizel motorun bloku ortak. Hacim 1.969 cm3, silindir çapı 82 mm, strok ise 93,2 mm. Volvo, aynı motor bloğu üzerinde ancak farklı sıkıştırma oranları ile çok güçlü ve verimli birer benzinli ve dizel motor yaratmış.

İsveç’in Almanya’ya yaptığı bu saldırıdaki müttefiki ise Japonya: Harika dizel motorun gücünü yola aktaran tork konvertörlü 8 ileri otomatik şanzıman Aisin tarafından üretilmiş. Motorun hem performans hem de tasarruf potansiyelini ortaya çıkaran işte bu Japon işi vites kutusu. Volvo, Aisin’in ürettiği AW TG-81SC kodlu 8 ileri şanzımana Geartronic adını vermiş. Motor gibi Geartronic şanzıman da sahip olduğu 8. vites oranı ile sınırları zorluyor: 8. vitesin oranı 0,673. Otomobil bu en yüksek viteste her 1.000 devir artışında 80 km/h hız kazanıyor.

Geartronic’in XC60 üzerindeki ayarları ve hızları:

8. vites: 1.500 devirde 95 km/h, 2.000 devirde 135 km/h, 2.500 devirde 175 km/h

7. vites: 1.500 devirde 85 km/h, 2.000 devirde 115 km/h, 2.500 devirde 145 km/h

6. vites: 1.500 devirde 70 km/h, 2.000 devirde 90 km/h, 2.500 devirde 110 km/h

Geartronic şanzımanın 8. vitesinin ne kadar uzun oranlı olduğunu anlamak için üç karşılaştırma yapmak yetiyor: Volvo’nun ve Ford’un kullandığı diğer otomatik şanzımanın, yani 6 ileri çift kavramalı Powershift (MPS6-7) şanzımanın en yüksek oranı 0,789. Mercedes’in 7G-Tronic’inin en yüksek oranı 0,729. BMW’nin 8 ileri ZF-8HP’sinin en yüksek oranı ise 0.667 (Vites oranları tek başına bir şey ifade etmez, ve karşılaştırılmaları da sağlıklı değildir. Son dişli oranı ve lastik çapı gibi diğer bir çok unsur bu oranları karşılaştırmayı anlamsız hale getirir. Burada oranları yazmamın nedeni, Geartronic’in üretim aşamasında tasarruf odaklı olarak tasarlandığını göstermektir. Vites oranı 1’den ne kadar küçükse şanzımanın tasarruf potansiyeli o kadar yüksektir.)

Geartronic, ZF-8HP ile benzer ayarlara sahip. Geartronic şanzımanın 6. vites oranı da ZF-8HP gibi 1’e eşit. Yani motorun devri direkt olarak tekerleklere aktarılıyor.

Eco+ Modu

Orta konsolda, park sensörü kontrol butonunun hemen altına yerleştirilmiş olan bir tuş ile aktive edilen Eco+ modu bir dizi “tedbir”i ve Coasting modunu devreye sokuyor. Eco+ modu, Coasting fonksiyonu ile ayak gaz pedalından çekildiğinde motor ile tekerleklerin ilişkisini keserek motor kompresyonunun aracı yavaşlatmasını engelliyor. Sistemin amacı sürtünmeyi azaltarak aracın “süzülmesini” ve bu halde motor kompresyonundan etkilenmeden daha uzun mesafe katetmesini sağamak.

Eco+ modu aktif iken gaz pedalından ayağınızı çektiğinizde, bir kaç saniye sonra devir saati rölanti düzeyine iniyor ve araç aynı boş vitese alınmış bir araç gibi hızını koruyarak süzülmeye devam ediyor, anlık tüketim ise sıfırlanıyor. Gaz pedalını bıraktığınızda, gösterge panelinde dikey konumlu devir saati dip noktaya (rölantiye) inerken, yine dikey yerleşimli Eco göstergenin tavan yapması ve sona ulaşması güzel bir tezat oluşturuyor.

Diğer taraftan “güvenlik” konusuna özel önem veren Volvo, Coasting’in de risk oluşturacak durumlarda çalışmasını engelleyecek bazı sınırlamalar getirmiş: Eco+ sadece belirli bir hız aralığında (80-145 km/h) çalışıyor. Yine inişlerde yolun eğimi belirli bir düzeyi aştığında mod devre dışı kalıyor.

Gücü ve tasarrufu bir arada sunan mükemmel bir motor, çok oranlı ve uzun ayarlı başarılı bir otomatik şanzıman ve Eco+ modu… Bütün bunlar bir araya geldiğinde, XC60, 1.9 ton ağırlığına ve 181 HP gücüne rağmen, 70 litrelik deposuyla 1.400 km menzile ulaşabiliyor.

Lastikler

Volvo XC60, Michelin’in SUV’lar için ürettiği Lattitude Sport serisi lastikleriyle donatılmış. 235 / 65 R 17 ölçüsündeki asimetrik sırt desenli lastikler Polonya’da üretiliyor ve run on flat özelliği sayesinde sürüşe 80 km kadar daha devam edilmesine imkan veriyor (Ek olarak, Michelin’lerin diğer büyük üreticilere göre daha uzun km’ler boyunca dayanma gibi bir ünü bulunuyor.)

Tüm bunların sonunda;

XC60’ın önünde 2 engel var: Birincisi, herkesin hoşuna gitmeyecek olan tasarımı. İkincisi ise yüksek başlangıç fiyatı. Bu 2 konuyu cebimize koyarsak; XC60 D4, iç mekan genişliğinden yükleme ve çekme kapasitesine, konfordan performansa, malzeme kalitesinden yol tutuşuna, ve tabii ki güvenliğe kadar bir sürücünün beklediği her konuda “aşırı” cömert bir araç. D4’ün cömert olmadığı tek bir yer var: O da küçük hacimli dizelleri sorgulatan düşük yakıt tüketimi ve emisyonu.

Volvo’nun misyonu ve vizyonu, diğer tüm kurumsal şirketlerde olduğu gibi afilli ifadeler içeriyor: “dünyanın en yenilikçi ve arzu edilen lüks otomobil markası olmak” ya da “güvenlik ve çevre alanındaki sorumlulukları artırırken, insanlar için hayatı daha az karmaşık hale getirmek” gibi… Rakipleri dikkate alındığında, “en yenilikçi ve arzu edilen otomobil” olma yolunda Volvo’nun işi kolay değil, ama Volvo burada ne dediyse aynısını yapıyor: D4’lerin taşıdığı D4204T5 motor ve 8 ileri Geartronic şanzıman Volvo’nun sözlerini sahiplendiğinin ve bir adım önde olduğunun en somut kanıtı. Yüksek güç çıkışını, düşük tüketim ve düşük emisyon ile hiç olmadığı kadar iyi birleştiren bu üstün motor Volvo’ların kaputu altında sessiz sedasız keşfedilmeyi bekliyor. Bu denemenin ne kadar başarılı olacağını ve arkasının gelip gelmeyeceğini zaman gösterecek…

Bu, tarihin gördüğü en “temiz” ve en “güvenli” istila