Devrim Arabaları

Adı gibi hem teknik hem de kültürel anlamda “devrim” olan ilk Türk otomobilinin hikayesini anlatan Türk filmi. Belki de en iyi Türk filmi…

“peki yandan egzantrikli mi yapalım, üstten egzantrikli mi? Yandan olursa yapımı daha kolay ama üstten olursa motor daha efektif olur…”

Bu yazının amacı filmden daha çok, filmin baş kahramanı Devrim hakkında gözden kaçmış bir kaç söylemek. Önce film hakkında da bir cümle söylemek gerekiyor: Film sadece çıkış noktası nedeniyle bile (yarım yüzyıl önce gerçekleşmiş tarihsel bir kırılma noktasını kayıtlara geçirmek ve “haber vermek” çabasıyla yapılmış bir film olmasıyla) “mükemmel” sıfatını hakediyor.

sinema

Ronin

Otomobillerle bezenmiş bir “sadakat” öyküsü.

1998 yapımı bu John Frankhenheimer filminin bende çok özel bir yeri var. Yönetmen J. Frankenheimer’in son filmi ve ustalık eseri olan bu “başyapıt”, ismini, Japon kültüründe ve hafızasında önemli yer tutan bir olaydan alırken, diğer taraftan Fransa’da; Paris’de, Nice’de ve Arles’de geçiyor. Tabii benim için özel yerinin olması sadece bu nedenlerden değil. Nedeni daha başka.

Tarihçi Peter Burke, Tarih ve Toplumsal Kuram isimli kitabında, filme adını veren ve “47 Ronin Olayı” olarak tarihe geçen hikayeyi şöyle anlatıyor:

sinema

Taxi

Bu adamlar birbirini sevmiyor… Fransızlar’dan ve Almanlar’dan bahsediyoruz. 2. Dünya Savaşı’nın ardından, 1957 yılında kurulan Avrupa Birliği’nin (o zamanki ismi ile AET Avrupa Ekonomik Topluluğu’nun) amacı aslında, 20 yıl arayla 2 büyük savaş yaşayan ve daha öncesinde de defalarca savaşmış olan bu 2 ulusu bir işbirliğine razı etmekti.

1789’dan bu yana “milliyetçilik” etkisi altındaki Avrupa’da, savaş dünyanın diğer bölgelerinde olduğu gibi cephelerde değil, artık başka yerlerde devam ediyor: Endüstriyel ürünlerde, milli futbol takımları arasındaki maçlarda ve hatta sinemada…

sinema