3 Silindir ile 3.3 Litre: BMW 116d Automatik (F20 LCI)

Otomobillerin üreticiler tarafından açıklanan yakıt tüketim rakamları laboratuvar ortamında ölçülüyor. Ölçümler rüzgarsız ortamda, platform üzerinde sabitlenmiş aracın çekiş aksına direnç uygulanarak ve ortalama 62.6 km/h hız ile yapılıyor. Yani tüketimi olumsuz etkileyen her şey devre dışı: Aerodinamik olarak kusursuz şartlar altında, düz zeminde ve minimum ağırlık ile sabit hızda sürüş! Hal böyle olunca da ideal dünyada kalan bu rakamları gerçek yol ve trafik şartlarında yakalamak imkansız hale geliyor; günlük kullanımda ise otomobiller açıklanan rakamların yaklaşık %50 üzerinde tüketiyor… BMW’nin iddiasına göre LCI (facelift) operasyonu ile yeni bir 3 silindirli dizel motorla ve otomatik şanzımanla donatılan ikinci kuşak BMW 116d 3.4 litre/100 km tüketime sahip. Bursa ve İzmit arasında gerçek yol şartlarında ise BMW 116d Automatik daha iyisini yaptı ve 3.3 litre/100 km tüketti. BMW 1 Serisi’ni kompakt sınıfta “tek” yapan dinamikler, 3 silindirli 1.5 litrelik yeni dizel motor, 1.5 litrelik motorların BMW tarihindeki yeri, 8 ileri şanzımanın değişen ayarları, Coasting ve tasarruflu sürüş üzerine…

Boğaziçi Köprüsü’nü arkada bırakalı 90 km oldu, Çamlıca gişelerinden geçeli ise 73 km… 3 geniş şerit, Türkiye’nin en büyük şehrini başkente bağlayan Anadolu Otoyolu akıyor. Eğim yok, geniş kavisler dışında viraj yok, asfalt araziye “isyan” halinde: Yol coğrafyaya uyum sağlamıyor, dağları delip geçen tüneller ve vadilere yukarıdan bakan viyadükler yolu olabildiğince düz hale getiriyor. Tüm bunlar yolu kısaltmak için, tüm bunlar hız için; çünkü bunların hepsi yolda geçen zamanın azalması anlamına geliyor, her şey “zaman kazanmak” için. Yol keyif ile değil telaş ile akıyor. Otoban kültürü tam olarak bu… Çünkü otoyol, yolda iyi zaman geçirmek için değil daha az zaman geçirmek için var. Zaman değerli, gidilen yerde ise yapılacak çok önemli işler var (!)

Zaman geceyarısını geçti, BMW 116d Automatik’in hız göstergesi otoyol limitlerinin üzerine çıkmak için istekli davranıyor ve 200 km/h’ye kadar gücünden kaybetmeden kararlı şekilde hızlanıyor. Merak ettiğim asıl şey ise mütevazi güçteki bu kompakt otomobilin son hızı değil, aslında yollarda geçirdiği 10 yılın ardından BMW 1 Serisi’nin artık dinamizm anlamında ispatlaması gereken hiçbir şey yok. Niyetim çok başka, yapmak istediğim 1 yıl önce 116d EfficientDynamics ile yaptığım denemeyi aynı rotada, aynı saatte, aynı sürüş tarzı ile tekrar etmek:

testler

Kuzey İstilası: Volvo XC60 D4 (DZ73)

İsveç bizim evimiz: Dağlar, uçsuz bucaksız ormanlar, aşılması gereken mesafeler, güneş, yağmur, karanlık, kar ve hatta buz… Tüm bunlar otomobillerimizi geliştirirken bizi hem zorluyor ama hem de ilham veriyor. Biz gücümüzü İsveç’in kendisinden alıyoruz.” Volvo, otomobillerini bu sözler ile anlatıyor. Bu etkileyici cümleler aslında sadece bir pazarlama kampanyasının parçası değil, çünkü Volvo sözcüğünü duyan hemen herkeste benzer hisler uyanıyor. İsveç çeliğinin hayat bulduğu Volvo XC60 da aynı duyguları yaşatıyor. XC60’ı asıl anlamlı yapan ise, kaputu altında bulunan ve D4 versiyon ile gelen yeni 2.0 litrelik dizel motor. Çünkü bu motor Volvo’da bir şeylerin değişmeye başladığının ilk işareti…

Kuzey’den gelen saldırıların Kıta Avrupası’ndaki dengelerin değişmesinde her zaman önemli bir rolü olmuştur: M.S. 395’de kuzeyden gelen akınlar önce Roma İmparatorluğu’nu ikiye böldü, yüz yıl sonra da Batı Roma’yı yıktı. Kuzeydeki İngilizler, Fransızlar ile “100 yıl” savaştı. Ruslar defalarca sıcak denizlere (!) inmek için Osmanlı üzerinde baskı kurdu. Adolf Hitler, macerasına güneydeki Avusturya’yı ilhak ederek başladı… Kuzey ve Güney hep karşı karşıya geldi. Bu kez tehdit yine kuzeyden: Dizel motorların hakimi Kıta Avrupası’na bugüne kadar verilmiş en sağlam cevap Uzakdoğu’dan ya da okyanus ötesinden değil İsveç’ten geldi.

testler

EfficientDynamics Nedir?

Siz direksiyonu çevirip gaza basarken, arka planda neler olduğunun farkında mısınız? Peki ya otomobillerin ne kadar doğaya saygılı ve verimli hale geldiğinin?… BMW’nin EfficientDynamics programı, verimlilik yönetimi, tasarruf ve çevre koruma standartlarını belirliyor. Nedir bu “EfficientDynamics”? Ona “program” denmesini sağlayan özellikleri nelerdir?

Önce şunu söylemek gerekiyor: ED, halkın erişebileceği bir fiyattan satılan otomobiller tarafından sunulabilen en gelişmiş “verimlilik yönetimi” programıdır. ED’nin getirdiği “önlemler” şunları kapsamaktadır:

teknik

Kendini Bulmak: BMW 116d EfficientDynamics (F20)

İstanbul’dan Bursa’ya kendimi bulmaya bir yolculuk… Dönüş gecesi ise BMW 116d EfficientDynamics kendini buldu ve 225 km’lik yolculukta 3.9 lt / 100 km yakıt tüketerek beni kendine aşık etti!

BMW 116d EfficientDynamics, bir otomobilin tam olması gerektiği yerde duruyor: Bunu sağlayan da EfficientDynamics programı, BMW geleneklerine sadık arkadan itişli şasisi ve mükemmel motor konfigürasyonu.

1385 kg ağırlığındaki arkadan itişli bir otomobilde 3.9 lt / 100 km tüketim! Bu tüketim rakamı Pazar gecesi saat 00:30-03:30 arasında 76.6 km ortalama hız ile yakalandı (özel durumlar ve yaz mevsimi dışında, bu yolun en boş olduğu zaman dilimi Cumartesiyi Pazar’a bağlayan gece saat 01:00-05:00 arasıdır)

testler

Audi A2 (8Z)

İtalyan gökbilimci Galileo Galilei (1564 – 1642) “dünya dönüyor” dediği için Engizisyon Mahkemesi’nde yargılandı ve cezalandırıldı. Galilei “doğru”yu söylüyordu, ama söyledikleri içerisinde olduğu dönemin şartlarına “uymadığı” için cezalandırılmıştı.

Audi A2’nin kaderi de Galilei ile aynı oldu: Tamamen alüminyumdan üretilen bu kompakt araç, çok erken bir dönemde geldiği için değeri bilinememiş, “zamanının çok ötesinde” bir otomobildir.

1999 yılında yollara çıkan Audi A2’nin tasarımı, Audi’nin 1997 yılında tanıttığı Al2 isimli konsept otomobile dayanıyordu. A2 ile Audi, mükemmellikten taviz vermeden üretilebilecek en hafif şasiye ulaşma yolunda önemli bir deneme yapmıştı. Otomobil, Volkswagen Grubu’nun küçük sınıf otomobillerde kullandığı PQ24 platformu üzerinde geliştirildi, ancak 3.8 m uzunluğundaki otomobilin ağırlığı, alumünyum kullanılması sayesinde benzerlerinden farklı olarak 895 kg’da kalmıştı. Çelik yerine alüminyum kullanılması %43 ağırlık tasarrufu sağlıyordu. Otomobilin alüminyum gövdesi Audi Space Frame adı verilen monokok yapı üzerine kurulmuştu (ASF’nin kökleri 1994 yılına, yine alüminyumdan üretilen D2 kasa Audi A8’e dayanır)

çocukluğumdan kalanlar