BMW VANOS & Valvetronic

Motorlar nefes alır… Doğru zamanda doğru şekilde nefes alıp vermek sadece müzisyenler için değil motorlar için de bir gereklilik. BMW motorları nefes almayı bildikleri için devirlenme konusunda yetenekli, her devirde verimli ve ayrıca harika sesler üretiyor. Bunu sağlayan ise silindir kapakları üzerinde görev yapan ve motorun nefes hareketlerini düzenleyen 2 üstün teknoloji, yani VANOS ve Valvetronic. İçten yanmalı motorların yüz yıllık kısa ama uzun tarihi boyunca yaşadığı evrim, supapların ve onları yöneten egzantrik millerinin motor içerisindeki yolculuğu, değişken supap zamanlaması, değişken supap açılma aralığı, BMW’nin supap yönetimi konusundaki uzmanlığı ve 2 yaratıcı teknoloji: VANOS ve Valvetronic. Bu yazı performanstan motor akustiğine supap kontrol sistemlerinin neler yapabildiğini merak edenler için.

Motorlar nefes alır. Evet; yakıt tipi, yanma tekniği ve blok tasarımı nasıl olursa olsun tüm içten yanmalı motorlar nefes alır ve verir. Benzinli, dizel, LPG uyumlu, CNG yakabilen veya Ethanol ile çalışabilen, 2 zamanlı, 4 zamanlı, sıralı silindirli, V tipi, boxer ya da Wankel… Hepsi nefes alıyor. Hepsi yaşıyor. İçten yanmalı motorlar bir makine oldukları kadar aynı zamanda bu özellikleri ile yaşayan organik bir karaktere sahip.

teknik

Sığınak: Volvo XC90 D5 AWD Inscription (V526)

Sadece içindekileri değil çarptığı otomobilleri de koruyan ultra yüksek dayanımlı çelik güvenlik kafesi, yayaları, bisikletlileri ve hayvanları tanıyan City Safety sistemi, mjöllnir tipi farlar, i-Art ile her bir silindirin püskürtme basıncını bağımsız olarak ayarlayabilen ve PowerPulse ile turbo boşluğunu tamamen yok eden dizel motor, arazi yerine tüketim ve emisyon öncelikli çalışan AWD sistemi, havalı süspansiyon, “az tuş çok iş” diyen bir kokpit, olağanüstü koltuklar ve İsveç bayrakları… Hiçbir Volvo, XC90 kadar çok yönlü, tam ve bütün olmamıştı.

Allemansrätten… Yani “serbest erişim hakkı.” Bu toplumsal erişilebilirlik yasasına göre İsveç’te herkes doğanın ve açıkhavanın keyfini sürme hakkına sahip. Bu kanun, halkın hem kamusal hem özel alanlarda dilediği gibi gezmesine, kamp yapmasına, mantar ve yemişlerden toplamasına imkan tanıyor. Ama diğer yandan, bu hak aynı zamanda bitki örtüsüne, hayvanata ve özel mülklere itinayla yaklaşma sorumluluğunu yüklüyor. İsveç vatandaşları doğayı korumaları ve diğer insanların mülküne özen göstermeleri gerektiğini bilerek hareket ediyor. Yani, Allemansrätten düşüncesi “rahatsız etme, yok etme” prensibi ile çalışıyor. Bu hak İsveç anayasasında da var ancak yazılı bir kanundan çok gelenek ve göreneğin bir parçası olarak nesilden nesile geçmiş, kabullenilmiş ve gelişmiş.

testler

Dizelin Terbiyesi: BMW 320d (E46/E90/F30/G20)

Alman Motorlu Taşıtlar İdaresi KBA Şubat 2018’de Alp Beyazı bir BMW 320d EfficientDynamics‘in gerçek yol şartlarındaki emisyon değerlerini inceleyerek otomobilin yasal gerekliliklere tam uyumlu olduğunu açıkladı. KBA’nın testinden 1 ay kadar önce, Almanya’nın yeşil hareketi Deutsche Umwelthilfe BMW 320d’lerin emisyon ölçüm sistemlerini yanıltacak bir ekipman ile donatıldığını iddia etmiş ve bulgularını KBA’ya göndermişti; KBA bu iddiayı haksız buldu. 2015’ten beri dizeller yoğun markaj altında… 1973 Petrol Krizi, artan petrol fiyatları, 1970’lerin enerji krizi ortamında BMW’nin hızlı ama tasarruflu motor arayışı, ilk dizel BMW 524td, ilk kompakt dizel BMW 318tds, Avrupa’da yükselen emisyon bilinci, Kyoto Protokolü, bir Nurburgring zaferi ve BMW 320d’nin doğuşu… Hızlı olan sadece BMW 320d’nin kendisi değil, otomobilin kaputu altındaki motorların gelişimi de hızlı oldu.

Önce rakamlar konuşsun: Silindirlere motorin akışını kısıp motorun devirlenme hızını yavaşlatan Eco Pro (tasarruflu sürüş) modunda 0-100 km/h için gereken süre 9.5 saniye. Motorun dizginlerini serbest bırakan Sport modunda ise 7.2 saniye. Bu dizel otoyolda 220 km/h ile hiçbir yorgunluk belirtisi göstermeden rampa tırmanıyor ve bu sırada gaz pedalı sıkıştırıldığında hala hızlanmaya devam ediyor. Yine 220 km/h ile dengeli ve kararlı halde viraj alıyor. 80 km/h ile yapılan ekonomi sürüşünde tüketim 3.6 litre/100 km; 110 km/h ile kullanımın sonucu 4.2 litre/100 km. Otoyolda 200 km/h’nin altına düşmeden sürüşün maliyeti 6.9 litre/100 km. BMW 320d’de ne performanstan ne tasarruftan ne de çevrecilikten taviz var. Gerçekte hiçkimsenin daha fazlasına ihtiyacı yok. BMW 3 Serisi 1975’ten beri gururla taşıdığı spor sedan unvanının hakkını dizel makinasıyla da sonuna kadar veriyor.

testler

BMW M47 N47 B47

Dizellerin varlığı tartışılsa da, BMW’nin 2.0 litrelik dizelinin bize öğrettiği bir şey var: Bu harika motor, tüketim ve performans değerlerini daha önce (ve hatta kendisinden sonra da) hiç olmadığı kadar ideal bir noktada buluşturuyor. Motorun hikayesi Kyoto Protokolü ve bir Nurburgring zaferi ile başlıyor, kökleri ise 1973 Petrol Krizi’ne uzanıyor. 1973 Petrol Krizi, artan petrol fiyatları, 1970’lerin enerji krizi ortamında BMW’nin hızlı ama tasarruflu motor arayışı, ilk dizel BMW 524td, ilk kompakt dizel BMW 318tds, Avrupa’da yükselen emisyon bilinci, Kyoto Protokolü, bir Nurburgring zaferi ve 2.0 litre dizel motorlu BMW 320d’nin doğuşu… Dizel BMW’ler gibi, kaputları altındaki 2.0 litrelik motorların gelişimi de hızlı oldu.

11 Aralık 1997’de Japonya’nın Kyoto kentinde imzalanan ve tarihe Kyoto Protokolü olarak geçen anlaşma Avrupa endüstri tarihini ve gelecek planlarını kökten değiştiriyordu. Avrupa’nın dizel takıntısı bu anlaşma ile beraber başlamıştır. Dizel motor teknolojilerine ve emisyon kontrol sistemlerine yapılan güçlü yatırımların bu anlaşmanın ardından başlaması tesadüf değildir. 1990’ların başında Avrupa pazarında dizel otomobillerin payı %20 iken 2010 yılında Avrupa’da satılan her 2 otomobilden biri dizel motor taşıyordu.

teknik

Volvo PowerPulse

Yeni ortak platformunu SPA (Scalable Product Architecture) olarak adlandıran Volvo motor mimarisinde gerçekleşen değişimi de VEA (Volvo Engine Architecture) ismi ile parlatıyor. Ayrıca Volvo, 2.0 litreden daha büyük hacimli bir motor üretmemek konusunda yemin etmiş durumda. Seri bağlı çift turbolar ve Hybrid sistemler ile 2.0 litrelik benzinli ve dizel motorlarını rakiplerin 3.0 ve 4.0 litrelik motorları seviyesine çıkaran Volvo, D5 dizellerinde turbo boşluğunu yok etmek için de basit ama işe yarayan etkili bir sistem geliştirmiş: PowerPulse.

Çinli Geely yönetimine giren Volvo, Ford motorları ile vedalaşıp 2016 model yılı ile beraber bantlarda olan mevcut model serisinin kaputları altına tekrar kendi geliştirdiği 3 yeni motoru yerleştirmeye başlamıştı. Farklı güç çıkışları olan 2.0 litrelik benzinli ve dizel makineler ve ayrıca kompakt modeller için 1.5 litrelik üçüncü bir motor. Tüm bu motorlar Volvo’nun VEA (Volvo Engine Architecture) adını verdiği ve 2006 yılından bu yana üretimde olan motor ailesine ait. 2018 yılı itibariyle üretime alınan yeni nesil 1.5 litrelik versiyon (B3154T) hariç tüm benzinli ve dizel motorlar 4 silindirli ve 2.0 litre hacminde; hem benzinli hem de dizel motorlar aynı bloğu kullanıyor (çap 82 mm x strok 93.2 mm). Volvo’nun gelecekte 2.0 litre’den daha büyük hacimli bir motor üretme planı da yok. Motorların güç çıkışı turbo ve kompresör kullanımı ile 320 HP’ye ulaşıyor. Daha fazla güç için Volvo bu benzinli motorları Hybrid versiyonlarında kullanırken elektrik motorunun gücüne başvuruyor. Volvo XC90 T8 TwinEngine’de olduğu gibi.

teknik

Saab 99 Turbo

Motorlarda yağlama için yağ pompası, yakıt akışı için yakıt pompası, soğutma sıvısı dolaşımı için de devirdaim pompası var. Peki motora hava akışı için neden bir hava pompası olmasın? İşte bu da turbonun ta kendisi! Garip olan turbo değil, onun motorlarda kullanılmıyor olması…” Saab mühendislerinden Per Gillbrand turboyu Saab 99’un 2.0 litre motoruna entegre ederken böyle demişti. Saab 99 Turbo, İsveçli üretici için ve daha önemlisi otomobil endüstrisi için bir başlangıç olacaktı.

Saab turboyu kullanan ilk otomobil üreticisi değildi. Amerikan Oldsmobile bu fikri 1962 yılında hayata geçirmişti: Oldsmobile Jetfire Rocket’in 3.5 litrelik V8 motoru Garrett turbosu ile 215 HP üretiyordu. Avrupa’nın ilk turbo otomobili ise 1973 Petrol Krizi’ne meydan okuyan BMW 2002 Turbo oldu. Dahası otomobillerde ilk kullanımı 1960’larda gerçekleşse de turbo beslemenin geçmişi 19. yüzyıla kadar uzanıyordu. Ancak ilk kez İsveçli üretici Saab, 1978 yılında 99 modelinde kullandığı B kodlu motorlarına Garrett firmasından aldığı T3 turboyu entegre ederken “beraber yaşanabilir ideal bir turbo otomobil nasıl olur” sorusuna cevap veren ilk üretici oluyordu.

çocukluğumdan kalanlar

BMW B48

BMW’nin 2013 yılı itibariyle üretime aldığı 2.0 litrelik 4 silindirli yeni benzinli ve dizel motor ailesi yepyeni özellikleriyle kendini aşıyor. Yeni nesil benzinli ve dizel motorlar bir battaniyeye sarılı olarak çalışıyor, artık solenoid enjektörler yerine piezoelektrik enjektörler kullanıyor, hem arkadan itişli hem de önden çekişli modellerin kaputu altına uzunlamasına ve enlemesine yerleştirilebiliyor. Her bir silindir ise standart olarak 500 cm3 hacminde. BMW ayrıca TwinPower adını verdiği kendini kanıtlamış güç ve verimlilik formülünü de muhafaza ediyor: Tüm motorlar turbo besleme ve direkt enjeksiyon ile donatılmış; benzinli motorlarda TwinScroll Turbo, dizellerde ise değişken geometrili turbo görev yapıyor. Yeni motor ailesi “ilerleme”de sınır olmadığının belki de en güzel örneği…

BMW bu 4 silindirli ve 2.0 litrelik motorlardan benzinli olanlara B48, dizellere ise B47 kodunu vermiş. B48, N20 ve N26 motorların yerini alırken, B47 ise dizel N47’lerin yerini aldı (N20 320i, 328i, 520i ve 528i’de kullanılan 2.0 litrelik benzinli motordu, N26 ise yine aynı 2.0 litrelik motorun SULEV [Super Ultra Low Emission Vehicle] standartlarını karşılayan versiyonu idi ve daha iyi emisyon değerlerine sahipti. Motor farklı teknikler ile üretilmiş, yakıt hortumları yerine çelik borular kullanılmıştı. Örnek olarak ABD’de satılan 245 HP’lik F30 BMW 328i’nin motoru SULEV standartlarındaydı.)

teknik

Tebdil-i Kıyafet: Mercedes CLA 180 CDI (C117)

Osmanlı duraklamaya girince, padişahlar sorunları çözmenin yolunu “halkın arasına karışmak”ta buldular. Halkın ne düşündüğünü öğrenmek, devlet görevlilerini kontrol etmek ya da yasakların nasıl uygulandığını görmek padişahlar için önemliydi. Bunu yaparken de tanınmamak zorundaydılar. Bu yüzen tebdil-i kıyafet ile, yani kıyafet değiştirerek halkın arasına girdiler. Kimisi asker, kimisi de din adamı kılığına gizlendi…

Mercedes CLA Serisi de, Mercedes tasarımı ve teknolojileri arkasına gizlenmiş Renault kökenli bir otomobil. Izgarasında taşıdığı yıldız ile, padişah tuğraları gibi asil bir geleneği temsil ettiğini anlatıyor, ama onlardan önemli bir farkla ayrılıyor: Bu otomobil, halkın arasına karışmak için üzerine çok kaliteli bir kıyafet giymiş… Mercedes, ürettiği coupeler arasında halkın erişebileceği en uygun fiyat etiketine sahip bu modeli için çok iyi bir elbise dikmiş. Üstelik CLS’de yaptığını yine yapmış. Çünkü bu coupe de 4 kapıya sahip.

testler

Kurt Postundaki Kuzu: Mercedes A180 CDI AMG (W176)

1 otomobil, 1 depo motorin, 18 saat, toplam 980 km: İstanbul – Ankara – İstanbul ve Mercedes A180 CDI AMG… Gerçekte O’nun Fransız genleri taşıdığına inanmak zor: Mercedes sihirli dokunuşlarla önden çekişli platformu ve Borg Warner turbolu 1.5 dCi dizel motoru (K9K / OM607) mükemmel hale getirmiş. Otomobil direksiyona entegre vites kolu ve 7 ileri DCT otomatik şanzımanı ile alışılmadık bir deneyim sunuyor.

Mercedes A180 CDI, AMG paketiyle “kurt postundaki kuzu” gibi duruyor… ve diğer taraftan “teknoloji ve gelenekler nasıl bir arada yaşayabilir?” sorusuna güzel bir cevap veriyor.

Kuzu postunda kurt otomobillere hayran kaldım hep. Hem sayıca az olmaları, hem de sade ve sıradan (!) görünümlerinin altında inanılmaz teknik özellikler gizlemeleri onları fazlasıyla özel yapıyor: Audi RS4, BMW M3, BMW M5 gibi…

testler