Ferrari’den 4 Silindirli Motor

Ferrari 4 silindirli bir motor geliştirip 2018 yazında “sessiz sedasız” patentini aldı… İtalyan üreticiyi bu motorun patentini almaya iten ne? Burada Ferrari’nin kullanma hakkını kendi adına tescil ettirdiği teknik buluş ne? Ferrari 4 silindirli kompakt motorlara yabancı sayılır. Ancak motoru Ferrari için farklı yapan silindir dizilişi ve sayısı değil. Ferrari S.p.A. motor üzerinde, “bunlar benim aklıma gelmişti” diyecek petrolheadlerin bile kafa yormakta zorlanacağı bir dizi sıradışı tekniği hayata geçirmiş.

Ferrari’yi flat ve V dizilişine sahip 8 ve 12 silindirli motorları ile biliyoruz. Ancak bu sıralı 4 silindirli motor Ferrari tarihinin ilk 4 silindirli makinesi değil. İtalyan üretici geçmişte de 4 silindirli motorlar üretti. Fiat’ın ve Ferrari’nin geçmişinde çok önemli bir yeri olan Aurelio Lampredi 1950’lerde Formula 1’de ve Formula 2’de kullanılmak üzere 4 silindirli bir motor serisi geliştirmişti. Silindir başına 2 subaplı bu motorlarda Lampredi çift egzantrik mili kullandı (DOHC); emme ve egzos subapları aynı hat üzerinde değil (modern silindir başına 4 subaplı motorlarda olduğu gibi) karşılıklı olarak yerleştirilmişti, yani motor crossflow silindir kapağına sahipti, subapların karşılıklı yerleştirildiği bu tasarım temiz hava emişini ve yanmış egzos gazlarının tahliyesini hızlandırarak motorun daha hızlı nefes almasını sağlıyordu. Emme subapları için bir, egzos subapları için de ayrı bir egzantrik mili görev yapıyordu. Silindir çapları geniş, stroklar çok kısa tutuldu; piston yollarının kısaltılması motorun kolay devirlenmesini sağlıyordu. Weber üretimi çift karbüratör kullanıldı. Lampredi ayrıca motorda her bir silindir için çift buji yerleştirdi (bu gelenek Alfa Romeo motorlarında da TwinSpark adıyla devam edecekti). Tamamen aluminyumdan üretilen motorların bütün ayarları “yüksek devir” içindi… Henüz 1951 yılında (!) uygulanan bu tekniklerle bu 2.0 ve 2.5 litrelik 4 silindirli atmosferik motorlar 250 HP’ye ulaşmıştı.

teknik

İthal İkamesi: Fiat Egea Multijet2 (356)

Fiat Egea ithal ikamesi kavramına getirdiği yeni anlam ile bir yerli otomobil olmaktan çok daha fazlasını ifade ediyor. Egea, fiyatının hakkını sonuna kadar veren otomobil tanımını baştan yapıyor. Egea ile Fiat low cost kalıbının dışına taşan bir otomobil yaratmış. Egea ile gelinen noktayı tarif etmek için sadece Egea’dan bahsetmek yetmiyor; bu yazıda Egea kadar bu otomobilin ve SDE Multijet dizelin bize hatırlattıkları var: İthal ikamesi ile Türkiye’de otomotivin ayağa kalkışı, Tofaş’ın kompaktları, dizel motor kültürünün Türkiye’deki macerası, Multijet’in evrimi, Sergio Marchionne yönetiminde Fiat’ın yaşadığı değişim, bu değişimle gelen 2 kanallı akıllı model politikası ve Egea’ya giden yol için…

Türkiye’nin yakın geçmişi siyasi olarak inişli çıkışlı dönemlerden geçti: Birkaç yüzyıllık geri gidişinin ardından 3 kıtaya yayılmış çok uluslu bir imparatorluk 1. Dünya Savaşı ile beraber sonra erdi, yokluk içinde bir var olma savaşı kazanıldı, hem kültürüyle ama hem de dış borçlarıyla bu imparatorluğun mirasçısı olarak Anadolu topraklarında üniter bir ulus devlet kuruldu, Batı tarzı devrimler yapıldı, çeyrek yüzyıllık tek partili dönemin ardından resmi olarak 1946’da, fiili olarak ise 1950’de çok partili siyasi hayat başladı, 1960-1980 arasında 3 askeri müdahale gerçekleşti, 1961’de sosyal devleti getiren daha özgürlükçü 1982’de ise daha kontrollü anayasa değişiklikleri yapıldı, 1980’ler tek partili iktidar ile, 1990’lar koalisyon denemeleri ile geçti, ve 2002’den bu yana neredeyse kesintisiz devam eden bir tek parti yönetimi var…

testler

Spaghetti Western: Jeep Renegade 1.6 Multijet Limited (BU)

İtalyan yönetmen Sergio Leone’nin, o dönemde henüz adı sanı duyulmamış olan Clint Eastwood ile çektiği Bir Avuç Dolar ve takip eden 2 devam filminden oluşan üçleme 1960’ların sonunda ortalığı karıştırdı: İtalyanlar, Vahşi Batı’yı anlatan ve o zamana kadar doğal olarak Amerikalıların tekelindeki Western film piyasasını altüst etmişti. Leone’nin hikayeleri farklı bir tarzdaydı: Filmlerin Eastwood tarafından canlandırılan “isimsiz” kahramanı (daha doğrusu anti-kahramanı) alışılmışın tersine silahından çok aklını kullanıyor, hiç gülmüyor, ve hatta dayak yiyordu. ABD endüstrisi, bu İtalyan türünü ciddiye almadı ve alay etmek için “Spaghetti Western” adını verdi. Ancak filmler kült haline geldi. Bugün Western denilince, Leone’nin filmleri yüzlerce ABD yapımının önüne geçmiş birer klasik olarak kabul görüyor… İtalyanlar Amerikalılar’a film çekmeyi hem de Western filmi çekmeyi öğretmişti, bu kez 21. yüzyılda ise daha büyük oynayıp Jeep yapmaya karar verdiler.

Teknolojik gelişmelerin savaş dönemlerinde hızlandığını biliyoruz. Tarafların “varolma mücadelesi” ve bunun yarattığı zorlayıcı şartlar ile rekabet teknik gelişmelere hız veriyor. Elimizde böyle bir çok örnek var. Günlük yaşamımızda kullandığımız bir yığın teknoloji de savaş dönemlerinde doğdu. Arazi yeteneğine sahip seri üretim ilk aracın, Jeep’in ortaya çıkışı da yine savaş şartları içerisinde olmuştur.

testler