Fiat MultiJet

Bugün daha önce hiç olmadığı kadar büyük bir pazarı elinde tutan aşırı beslemeli modern dizel motorlar bu hakim konumlarını Fiat’a borçlu. Çünkü dizel motorlara çağ atlatan teknolojilerin yaratıcısı Fiat oldu. İtalyan üretici bünyesindeki FPT’nin 1993’te yarattığı girişim daha önce otomobillerin kaputu altına yakıştırılmayan ağırbaşlı dizel motorları ekonomileri ve çekiş güçleriyle vazgeçilmez hale getirdi.

Dizellerin ilk örnekleri aşırı beslemeden ve direkt enjeksiyondan yoksun halleriyle varlıklarını sorgulatacak kadar “sorunlu” makinalardı. Evet bu atmosferik dizeller az tüketiyordu, yeterli çekiş gücüne sahipti; ancak ilk çalıştırmalarda kızdırma işlemi için kullanıcılarını “bir süre” bekleten, iş devir çevirmeye gelince isteksizleşen, çok yavaş kalan, tork ile beraber bolca dizel tıkırtısı ve siyah duman üreten bu makinelerin bu halleri ile bir otomobilin kaputu altında yer bulmaları neredeyse mümkün değildi. Tam da bu yüzden Mercedes, Borgward ve Peugeot gibi birkaç marka dışında üreticiler dizel versiyonlardan uzak durdu. Üretilen az sayıdaki modelin de gerçekte hedef kitlesi ticari taksi sürücüleriydi.

Dizelleri bu zayıflıklarından kurtarıp benzinli makinelere rakip haline getiren sınırlı sayıdaki üreticinin emeği olmuştur. Yarattığı etki dikkate alındığında ise bunların en önünde Fiat gelir:

teknik

İthal İkamesi: Fiat Egea Multijet2 (356)

Fiat Egea ithal ikamesi kavramına getirdiği yeni anlam ile bir yerli otomobil olmaktan çok daha fazlasını ifade ediyor. Egea, fiyatının hakkını sonuna kadar veren otomobil tanımını baştan yapıyor. Egea ile Fiat low cost kalıbının dışına taşan bir otomobil yaratmış. Egea ile gelinen noktayı tarif etmek için sadece Egea’dan bahsetmek yetmiyor; bu yazıda Egea kadar bu otomobilin ve SDE Multijet dizelin bize hatırlattıkları var: İthal ikamesi ile Türkiye’de otomotivin ayağa kalkışı, Tofaş’ın kompaktları, dizel motor kültürünün Türkiye’deki macerası, Multijet’in evrimi, Sergio Marchionne yönetiminde Fiat’ın yaşadığı değişim, bu değişimle gelen 2 kanallı akıllı model politikası ve Egea’ya giden yol için…

Türkiye’nin yakın geçmişi siyasi olarak inişli çıkışlı dönemlerden geçti: Birkaç yüzyıllık geri gidişinin ardından 3 kıtaya yayılmış çok uluslu bir imparatorluk 1. Dünya Savaşı ile beraber sonra erdi, yokluk içinde bir var olma savaşı kazanıldı, hem kültürüyle ama hem de dış borçlarıyla bu imparatorluğun mirasçısı olarak Anadolu topraklarında üniter bir ulus devlet kuruldu, Batı tarzı devrimler yapıldı, çeyrek yüzyıllık tek partili dönemin ardından resmi olarak 1946’da, fiili olarak ise 1950’de çok partili siyasi hayat başladı, 1960-1980 arasında 3 askeri müdahale gerçekleşti, 1961’de sosyal devleti getiren daha özgürlükçü 1982’de ise daha kontrollü anayasa değişiklikleri yapıldı, 1980’ler tek partili iktidar ile, 1990’lar koalisyon denemeleri ile geçti, ve 2002’den bu yana neredeyse kesintisiz devam eden bir tek parti yönetimi var…

testler

Dizellerin Diğer Yüzü: Volkswagen DieselGate

Rönesans dönemi yazarı Niccolo Machiavelli hükümdara önerilerde bulunduğu Prens adlı eserinde “amaca giden her yol mübahtır” der. Volkswagen’in 10 yıldan uzun bir süredir dünya liderliğine oynadığını biliyorduk, ama bu hedefe giderken neleri göze aldığını bilmiyorduk. Bir otomobil ancak güvenlik, kalite, çevre tedbirleri gibi erdemlerin varlığı ile “otomobil”e dönüşür, tersi durumda sadece 4 tekerlekli bir ulaşım aracı olarak kalır. Volkswagen’in pazar liderliği için bu değerlerden vazgeçebileceğini kimse tahmin edemezdi.

Bizden önce Volkswagen’in akıbeti için kafa yorması gereken ve kendilerine bunun için para ödenen bir beyin takımı ve hukuk büroları var. Bizi daha fazla ilgilendiren ise Volkswagen’in geleceğinden çok dizellerin geleceği. Çünkü 18 Eylül 2015 günü DieselGate olarak tarihe geçen bu olayın başrolünde grubun 25 yılda marka haline getirdiği TDI motorları var.

tarih yazılırken

100 cm3 Neleri Değiştirir?: Ford Fiesta 1.5 TDCi ECOnetic Technology

100 cm3 motor hacminin neleri değiştirebileceğini anlatan otomobil o… Ford Fiesta 1.5 TDCi ECOnetic Technology, 1.5 litrelik dizel motoruyla ve şasisiyle Ford’un referans olarak görmesi ve üzerine yatırım yapması gereken bir modeli.

Normalde küçük otomobilleri (A segmenti ve B segmenti otomobilleri) sevmek zordur. Küçük boyutlu olarak “bilinirler” ama artık oldukça büyükler: Örnek olarak güncel (5. kuşak) Volkswagen Polo (Mk5 6R) ilk Volkswagen Golf’den daha büyük boyutlara sahip. Ayrıca bu otomobiller artık kimlik bunalımı yaşıyorlar: Otoyollar için hem performansları ile hem de yere sağlam basamayan şasileriyle hala “küçük”ler. Şehirlerde ise kıvrak manevralar ve park yerleri için boyutları sınıra yaklaştı ve pratik olma özelliklerini kaybetmek üzereler. Bir de üzerlerine yapışan “içerisinde bayan var” etiketi işi daha da zora sokuyor.

Ama bazen istisnalar oluyor. Hem de çok sağlam istisnalar: Ford Fiesta 1.5 TDCi ECOnetic Technology ise kendisine bu yazıyı yazdıracak istisnai özelliklere sahip bir B segmenti otomobil.

testler

Dizellerin Yükselişi: Common Rail

Common Rail”… Bu 2 kelime otomotiv dünyasında “deprem” etkisi yarattı ve çok şeyi değiştirdi: Pazar paylarını, tüketici tercihlerini ve en önemlisi dizel otomobillere bakışı… Beni 1999 yılına, 17 Ağustos 1999 Depremi’ne götüren bir hikaye…

Ağustos 1999’da Alman Axel Springer medya grubu bir haber yayınladı. Bu haberi okuduğum hafta, ülke olarak büyük bir deprem ile sarsılmıştık. 17 Ağustos Marmara Depremi’nin ertesi günüydü. Ancak haberde verilen bilgiler de başka bir depremi haber veriyordu: Otomobil dünyasında dengeleri, pazar paylarını ve tüketici tercihlerini kökünden değiştirecek bir deprem gizli olarak anlatılmıştı.

Bu karşılaştırmalı test, aslında bir propaganda haberdi. Bunu ve haberde bahsi geçen teknolojilerin yaratacağı köklü değişiklikleri ancak yıllar sonra anlayabilecektik:

teknik

Audi A2 (8Z)

İtalyan gökbilimci Galileo Galilei (1564 – 1642) “dünya dönüyor” dediği için Engizisyon Mahkemesi’nde yargılandı ve cezalandırıldı. Galilei “doğru”yu söylüyordu, ama söyledikleri içerisinde olduğu dönemin şartlarına “uymadığı” için cezalandırılmıştı.

Audi A2’nin kaderi de Galilei ile aynı oldu: Tamamen alüminyumdan üretilen bu kompakt araç, çok erken bir dönemde geldiği için değeri bilinememiş, “zamanının çok ötesinde” bir otomobildir.

1999 yılında yollara çıkan Audi A2’nin tasarımı, Audi’nin 1997 yılında tanıttığı Al2 isimli konsept otomobile dayanıyordu. A2 ile Audi, mükemmellikten taviz vermeden üretilebilecek en hafif şasiye ulaşma yolunda önemli bir deneme yapmıştı. Otomobil, Volkswagen Grubu’nun küçük sınıf otomobillerde kullandığı PQ24 platformu üzerinde geliştirildi, ancak 3.8 m uzunluğundaki otomobilin ağırlığı, alumünyum kullanılması sayesinde benzerlerinden farklı olarak 895 kg’da kalmıştı. Çelik yerine alüminyum kullanılması %43 ağırlık tasarrufu sağlıyordu. Otomobilin alüminyum gövdesi Audi Space Frame adı verilen monokok yapı üzerine kurulmuştu (ASF’nin kökleri 1994 yılına, yine alüminyumdan üretilen D2 kasa Audi A8’e dayanır)

çocukluğumdan kalanlar