Yeşil Pasaport: Nissan Qashqai 1.6 dCi 130 X-Tronic &1.5 dCi 110 (J11)

Otomobil hafızasında “kimlik” çok önemli. Her büyük üretici akıllara kazınan (ya da öyle olmasını istedikleri) bir kimliğe sahip. Bilinçli olarak ya da farkına varılmaksızın markalar kimlikleri ile özdeşleşiyor. Üreticiler bu kimlik ile kendilerini belirli bir noktada konumlandırıyor. Toyota ya da Alfa Romeo dendiğinde bazı ayırt edici nitelikler akla geliyor. Üreticiler saygınlıklarını uzun yıllar sonunda yaratılan bu kimliğe borçlu. Dahası bu kimlik karoser üzerinde de vücut buluyor, ve bazı sembollerle temsil ediliyor. Mercedes‘in büyük ızgarası, BMW‘nin böbrekleri ya da Hofmeister Kink gibi…

Nissan’ın kimliği ise 3 yoldan ilerledi: Üretici çevreci otomobiller konusunda iyi bir birikime sahip. Örnek olarak Nissan Leaf dünyanın en çok satan elektrikli otomobili ünvanını elinde bulunduruyor. Leaf satışa sunulduğu Aralık 2010’dan bu yana 5 yılda 200 bin adetten fazla sattı, bu satışların yarıya yakını da elektrikli otomobillerin en büyük pazarı olan ABD‘de gerçekleşti. Leaf, ABD’nin de en çok satan elektrikli otomobili durumunda; 2014’de 23 bin, 2015’de ise (rekor ile) 30 bin Leaf satıldı. Renault modelleri ile beraber Renault Nissan Alliance’nin elektrikli otomobil satışı da 275 bin’i geçti.

testler

Küçük Prens: Hyundai i20 1.2 MPI (GB)

Rakibini mağlup etmek istiyorsan onun gibi düşün, onun gibi yaşa, onun gibi davran… Onu iyi tanımadan yenmen mümkün değildir. Bu her alanda geçerli: Savaşa giren ordular, rolüne hazırlanan oyuncular, önemli bir maça çıkacak takımlar bu stratejiyi uyguladı. Hyundai’nin 2006’dan bu yana yaptığı şey de farklı değil. i20 dahil yeni model serisinin büyük ilerleme kaydetmesinin ve Batı pazarlarında daha fazla ilgi görmesinin nedeni Uzakdoğulu markanın da bunu uygulamış olması…

Hyundai 2007’de kompakt sınıfa dahil olan i30 ile bir reform hareketi başlattı. Hyundai i20 de bu hareketin bir ürünü olarak 2008 yılında Getz’in yerini aldı. 2014 yılında gelen ikinci nesil i20 ise hem tasarımı hem de iyileşen kalitesiyle daha büyük oynayan ve kendini geliştiren bir otomobil. Dahası, i20 geçmişin ucuz fiyat ile pazar arayan düşük maliyetli ve kalitesiz Hyundai modelleri ile arasına mesafe koyan “iyi” bir küçük otomobil. Otomobilin bunu başarması için doğru adımlar atılmış…

testler

Mazda SkyActiv

Mazda, Skyactiv’i bir inovasyon olarak tanıtıyor. Skyactiv teknolojisi, otomobilde 3 önemli noktada; motorlarda, aktarma organlarında ve şaside bir dizi geliştirmeyi ifade ediyor. Bunlardan ilki olan motorlarda, Skyactiv verimli yanma anlamına geliyor. Mazda, benzinli motorlarını “dünyanın en yüksek sıkıştırma oranına sahip benzinli motoru” diyerek pazarlarken, dizellerini de “dünyanın en düşük sıkıştırma oranına sahip dizel motoru” sloganı ile tanıttı. Benzinlide en yüksek, dizelde en düşük sıkıştırma oranı… Mazda aslında ne yapmıştı ve yeni olan neydi?

Mazda, “farklı olmayı seven” bir üretici olmuştur. Japon marka daha 1967 yılında ürettiği coupe modeli Cosmo’da geleneksel bir içten yanmalı motor değil, bir Wankel motoru kullanmıştı. Mazda bu motorlarına Rotary ismini verdi. Mazda Cosmo’nun 1.0 litre hacimli Wankel motoru 130 HP üretiyordu. Cosmo gibi RX-3, RX-7 ve RX-8 modellerinde de Wankel motoru geleneği güçlenerek ancak yağ eksiltme gibi zayıflıklarını da üzerinde taşıyarak devam etti. Ancak Mazda küçük ve kompakt otomobillerinde daha muhafazakar davrandı ve geleneksel motorlar kullandı. Ta ki SkyActiv duyurulana kadar…

teknik

Mercedes X Serisi

Mercedes‘in üretmediği dört tekerlekli bir şey ver mı? Süper mini, sedan, SUV, van, otobüs, kamyon… Evet var(dı). Mercedes, A Serisi ile Smart arasında kalan boşluğu doldurmak üzere B segmenti için üretim kararı aldı.

Mercedes böylece Volkswagen Polo’nun bulunduğu sınıfa da yeni bir otomobil getirmiş olacak. Otomobilin teknik altyapısı Renault ve Nissan izleri taşıyor: Araç, Renault Clio ile Nissan Juke‘nin teknoloji ikizi.

tarih yazılırken

Ronin

Otomobillerle bezenmiş bir “sadakat” öyküsü.

1998 yapımı bu John Frankhenheimer filminin bende çok özel bir yeri var. Yönetmen J. Frankenheimer’in son filmi ve ustalık eseri olan bu “başyapıt”, ismini, Japon kültüründe ve hafızasında önemli yer tutan bir olaydan alırken, diğer taraftan Fransa’da; Paris’de, Nice’de ve Arles’de geçiyor. Tabii benim için özel yerinin olması sadece bu nedenlerden değil. Nedeni daha başka.

Tarihçi Peter Burke, Tarih ve Toplumsal Kuram isimli kitabında, filme adını veren ve “47 Ronin Olayı” olarak tarihe geçen hikayeyi şöyle anlatıyor:

sinema