Saab 99 Turbo

Motorlarda yağlama için yağ pompası, yakıt akışı için yakıt pompası, soğutma sıvısı dolaşımı için de devirdaim pompası var. Peki motora hava akışı için neden bir hava pompası olmasın? İşte bu da turbonun ta kendisi! Garip olan turbo değil, onun motorlarda kullanılmıyor olması…” Saab mühendislerinden Per Gillbrand turboyu Saab 99’un 2.0 litre motoruna entegre ederken böyle demişti. Saab 99 Turbo, İsveçli üretici için ve daha önemlisi otomobil endüstrisi için bir başlangıç olacaktı.

Saab turboyu kullanan ilk otomobil üreticisi değildi. Amerikan Oldsmobile bu fikri 1962 yılında hayata geçirmişti: Oldsmobile Jetfire Rocket’in 3.5 litrelik V8 motoru Garrett turbosu ile 215 HP üretiyordu. Avrupa’nın ilk turbo otomobili ise 1973 Petrol Krizi’ne meydan okuyan BMW 2002 Turbo oldu. Dahası otomobillerde ilk kullanımı 1960’larda gerçekleşse de turbo beslemenin geçmişi 19. yüzyıla kadar uzanıyordu. Ancak ilk kez İsveçli üretici Saab, 1978 yılında 99 modelinde kullandığı B kodlu motorlarına Garrett firmasından aldığı T3 turboyu entegre ederken “beraber yaşanabilir ideal bir turbo otomobil nasıl olur” sorusuna cevap veren ilk üretici oluyordu.

çocukluğumdan kalanlar

Saab Variable Compression

23 derece 27 dakika… Gezegenimizin eksen eğikliği tam bu açıya sahip; yani dünyanın kendi etrafında döndüğü dikey eksen ile güneş etrafında dönerken takip ettiği yatay yörünge ekseni arasında 23 derecelik bir açı var. Bu eğik hal olmasaydı gece ve gündüz her zaman eşit olacaktı, hatta yaz ve kış yaşanmayacaktı. Gezegenimiz “yana yatık” olduğu için mevsimler oluşuyor, günler uzayıp kısalıyor… Peki bir motorun silindir kapağı bloktan bağımsız olarak yana yatık olursa ne olur?

İsveçli üretici Saab bu fikri 2000 yılında hayata geçirdi; motor bloğunu ikiye ayırarak silindir kapağını 4 derece yana “yatırdı” ve Saab Variable Compression (SVC) adını verdiği motoru yarattı. Saab bu özel makineyi milenyumun ilk Şubat ayında Cenevre Otomobil Fuarı’nda sergilerken 21. yüzyılda motor teknolojilerinde bir şeylerin değişeceğini haber veriyordu. SVC bir sonraki yıl International Engine of the Year (yılın motoru) ödülüne layık görüldü. Daha üretime geçmeden ödüllendirilen bu makine Saab tarihindeki ilk önemli inovasyon değildi, ancak sonuncusu oldu. Geçmişi yığınla yenilikle dolu olan Saab’ın yönetimi General Motors’a geçince proje rafa kaldırıldı ve hayata geçemedi. Saab’ın iflası ile beraber de kaybolup gitti…

Saab artık yok. Saab 92’den SVC motoruna kadar markanın geçmişi efsanevi fikirler ile dolu. Saab’ın kaybı, herhangi bir otomobil üreticisinin tarihe gömülmesinden daha fazla şey ifade ediyor. Saab’ın çöküşü ile otomotiv ne kaybetti?

teknik

İlerlemenin Matematiği: Peugeot 308 1.6 BlueHDi EAT6 (T9 LBBH)

Peugeot tarihi boyunca her yeni modelini duyururken model kodunu da ileriye taşıdı. Koddaki yükselme otomobildeki ilerlemeyi temsil ediyordu. Peugeot’un kompakt hatchback modelinin geçmişi de farklı değil: 1993 yılında yollara çıkan Peugeot 306’nın yerini 2001 yılında Peugeot 307 aldı, bu otomobili 2007’de Peugeot 308 takip etti ve son olarak Peugeot 309 geldi… Hayır! Yeni modelin ismi yine 308. Fransız üretici 308 modelini baştan aşağı yenilerken bu kez model kodunu değiştirmedi (Aslında 309 model kodu, Peugeot’un 1980’li yıllarda ürettiği bir notchback modele aitti). Model kodunda ilerleme yok, Peugeot artık daha farklı bir matematik anlayışına sahip: Bu kez ilerleyen bagaj kapağı üzerindeki model kodu değil, ilerlemeler daha değerli noktalarda, otomobilin teknik altyapısında, tasarımında, iç mekan konseptinde ve kalite standartlarında yapıldı.

Direksiyon simidi üzerinde sürücünün görüş alanına daha yakın konumlandırılmış göstergeleri, küçük direksiyon simidi, geçmişin Mercedes şanzımanlarını hatırlatan kullanıma sahip “yılan yollu” vites kutusu, tuşlardan arındırılmış fütüristik kokpiti ve hepsinden önemli olarak gerçek ilerlemelerin saklı olduğu teknik altyapısı ve mimarisi ile 308 çekiciliğe oynuyor. Otomobilin iç mekanı farklı tasarımı ve kumanda konseptiyle sizi alışkanlıklarınızı terk etmeye zorluyor. DV6 kodlu 1.6 litre BlueHDi dizel motor ve EAT6 otomatik şanzıman ise aşırı tutumlu ve doğaya saygılı karakteri ile olgunluk çağını yaşıyor. Motorun ardında güçlü bir dizel birikimi ve bir başarı hikayesi var.

testler

BMW B48 ve B47

BMW’nin 2013 yılı itibariyle üretime aldığı 2.0 litrelik 4 silindirli yeni benzinli ve dizel motor ailesi yepyeni özellikleriyle kendini aşıyor. Yeni nesil benzinli ve dizel motorlar bir battaniyeye sarılı olarak çalışıyor, artık solenoid enjektörler yerine piezoelektrik enjektörler kullanıyor, hem arkadan itişli hem de önden çekişli modellerin kaputu altına uzunlamasına ve enlemesine yerleştirilebiliyor. Her bir silindir ise standart olarak 500 cm3 hacminde. BMW ayrıca TwinPower adını verdiği kendini kanıtlamış güç ve verimlilik formülünü de muhafaza ediyor: Tüm motorlar turbo besleme ve direkt enjeksiyon ile donatılmış; benzinli motorlarda TwinScroll Turbo, dizellerde ise değişken geometrili turbo görev yapıyor. Yeni motor ailesi “ilerleme”de sınır olmadığının belki de en güzel örneği…

BMW bu 4 silindirli ve 2.0 litrelik motorlardan benzinli olanlara B48, dizellere ise B47 kodunu vermiş. B48, N20 ve N26 motorların yerini alırken, B47 ise dizel N47’lerin yerini aldı (N20 320i, 328i, 520i ve 528i’de kullanılan 2.0 litrelik benzinli motordu, N26 ise yine aynı 2.0 litrelik motorun SULEV [Super Ultra Low Emission Vehicle] standartlarını karşılayan versiyonu idi ve daha iyi emisyon değerlerine sahipti. Motor farklı teknikler ile üretilmiş, yakıt hortumları yerine çelik borular kullanılmıştı. Örnek olarak ABD’de satılan 245 HP’lik F30 BMW 328i’nin motoru SULEV standartlarındaydı.)

teknik

Mercedes M270 ve M274

Almanya’nın mütevazi bir kasabasında, Kölleda’da üretilen, Mercedes’in tüm kompakt modellerinde kullandığı turbo beslemeli ve CAMTRONIC ile donatılmış 1.6 litre benzinli M270M274 motor ailesi.

Mercedes kompakt modellerinde kullandığı baz dizel motorları Renault’dan temin ediyor. Daimler AG’nin Renault ile yaptığı platform ve motor paylaşımı anlaşmalarının bir sonucu olarak kompakt Mercedes’lerde kullanılmaya başlanan ve Renault’da K9K, Mercedes’de ise OM607 ismi ile bilinen üstten tek egzantrikli (SOHC) ve silindir başına 2 subaplı 1.5 litrelik dizel Renault motorunu A Serisi’nden CLA’ya kadar tüm kompakt Mercedes’lerin kaputu altında görmek mümkün.

Mütevazi özelliklere sahip olan ekonomi odaklı OM607 ile tüm bu kompakt Mercedes’ler ağır kalıyor. Örnek olarak 0-100 km hızlanma için 12 saniyeye ihtiyaç duyuyorlar (hatta 90 HP’lik A160 CDI’da 14 saniye). Konu tasarruf olduğunda ise motor göreceli olarak başarılı: Tüketim, gerçek yol şartlarında sürüş tarzına göre 4.7 litre – 6.2 litre / 100 km arasında değişiyor.

Benzinli tarafta ise “çok farklı” işler dönüyor. 1.5 litrelik baz dizel motor ne kadar sakin ise Mercedes’in M270 adını verdiği 1.6 litrelik baz benzinli motor da o kadar dik başlı ve asabi özelliklere sahip. Hatta, motor hacmi dikkate alınarak “baz” olarak etiketlenen bu benzinli motora giriş seviyesi muamelesi yapmak tamamen haksızlık olur.

teknik

Sınıf Çatışması: Mercedes GLA 200 (X156)

Mercedes’in elinde efsanevi G Serisi’nden ilham alan ve toplam 5 SUV’dan oluşan bir ordu var. SUV’ların yükselişi, Mercedes’in SUV ordusu, GLA 200, ve en çok da Mercedes’in GLA Serisi, A Serisi ve C Serisi dahil tüm kompakt modellerinde kullandığı 1.6 litrelik benzinli M270M274 motor ailesi üzerine…

Sınıf kavramının toplum bilimciler ve ekonomi uzmanları için önemli bir yeri olmuştur. Bu bilim insanları, sistemdeki çatışmaları açıklayabilmek için bu kelimeye çok sık başvurdular; Etienne Balibar, Immanuel Wallerstein, Karl Marx ve daha birçoğu teorilerini hep sınıf kavramı üzerine kurdular. “Sınıf” denilince akla hep hiyerarşi, anlaşmazlık ve çatışma geldi…

Konu otomobiller olduğunda ise “sınıf” kelimesi, çatışma değil zenginlik anlamına geliyor. Bugün burada, yani otomobiller arasında, mutlaka farklı beklentilere cevap verebilecek bir sınıf var: Süper mini (B), kompakt hatchback (C) ya da full-size luxury sedan (F) gibi… Bu zenginleşme ise 2 yoldan gerçekleşti. Birincisi, 2. Dünya Savaşı’ndan sonra ihtiyaçlar ve rekabet ile otomobillerin boyutları ve motor hacimleri sürekli büyüdü. Otomobiller büyüdükçe, daha küçük boyutlu yeni sınıflar doğdu: Opel Kadett büyüdü, Corsa’ya yer açıldı. İkincisi, üreticiler, üretim yapmadıkları sınıflara girmeye başladılar: 1980’lerde Mercedes, E Serisi’nin altında bir “boşluk” farketti ve C Serisi doğdu. Volkswagen, Phaeton ile üst segmente girdi; Porsche, Panamera’yı üretti, Audi, A1’i üreterek Audi 50’den 40 yıl sonra küçük sınıfa geri döndü.

testler

Metal Fırtına: BMW 320i (F30)

Önümdeki tabela “Yenisölöz 4” diyor… Yani Yenisölöz’e 4 km var. Burası İznik Gölü’nün güneyinde, Bursa’ya bağlı eski bir Ermeni dağ köyü. Zamanında bu yer, Osmanlı’nın önemli ipek böcekçiliği tesislerinden biriydi. Nüfus Mübadelesi’nden bu yana Ermeniler yok. Şimdilerde ise 1912 Balkan Savaşı’nın arkasından topraklarını terketmek zorunda kalan ailelerin çocukları yaşıyor. Köyün manzarası ne kadar güzelse, geçmişi de o kadar acıyla dolu… Konumuz tarih değil, konumuz “özel” bir otomobil, tarih yazacak kadar sağlam bir geçmişe ve olgunluğa sahip “özel” bir otomobil.

Tabelada yazan 4 rakamı, önümüzde BMW’yi ve beni bol virajlı 4 km’lik bir tırmanmanın beklediğini anlatıyor. Virajları birbirine yer yer uzun düzlükler bağlıyor, yamaçlardaki keskin dönüşlerde ise eğim %20’nin üzerine çıkıyor. Yol, haritadan bakıldığında sismograf üzerindeki zikzaklı deprem kayıtlarına benziyor. Anayollardan uzaktayız, yolu düşmeyen birinin burayı bilmesi de mümkün değil, ama BMW 320i’nin şasisinin ve direksiyonunun yeteneklerini görmek için iyi bir zemin.

testler